Büyük Tehlike Kapıda

murat-yazici

İnşaat Mühendisleri Odası Rize Şube Başkanı Murat Yazıcı, 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi kanunu hakkında yaptığı açıklamada, Rize sahil dolgu alanındaki Eminettin, Çarşı, Müftü mahallelerindeki deniz dolgusu üzerinde bulunan tüm eski yapıların temellerinin çürüdüğünü ve yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek, bu bölgelerin acilen kentsel dönüşüme tabi tutulması gerektiğini söyledi.

Afetin doğru tanımlanmasının, afet sorunlarının çözümü için önemli olduğunu söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası Rize Şube Başkanı Murat Yazıcı, hatalı uygulamalarla afete davetiye çıkarıldığını ifade etti. 1940’lı yıllardan itibaren orman yapısının bozularak çay tarım alanlarına dönüştüğünü belirten Yazıcı, azotlu gübrenin de toprağın yapısını bozarak gevşekleştirdiğini vurguladı. Yamaçlara kurulan çay tarlalarına ulaşmak için kontrolsüz şekilde yapılan yollar ve evlerin de afete davetiye çıkardığını söyleyen Yazıcı, şöyle devam etti:

KONTROLSÜZ YOL VE YAPILAŞMA SORUNU

“Yöremizde yüksek kesimlerde ve dik yamaçlarda yollar açtık, evler yaptık, kanalizasyonlarını toprağa bağladık, azotlu gübre kullandık, aşırı yağışla beraber toprak ağırlaştı, taşkınlarla beraber heyelanlar oluşmaya başladı. Son zamanlarda Tarım Bakanlığı, organik tarıma geçilerek toprağın yapısının düzeltilmesi çalışmalarını başlattı. DSİ, taşkın ve rusubat kontrolü yapmaya başladı. Bunlarla beraber afet riskine karşı başka ne yapabiliriz?
Zemin etüdlerini mutlaka yapmalıyız, aşağıdaki toprağı iyi tanımak zorundayız; toprak yapısına göre inşai tedbirleri de almak zorundayız.”

HALKA GÖREV DÜŞÜYOR

“Halkımızın da yapması gereken işler var; yanlış gübre uygulamalarının terk edilmesi gerek. Ayrıca, çay bahçeleri içerisinde eskiden su arkları yapılırdı. Son yıllarda bunların yapılmadığını görüyoruz. Bu arkların tekrar açılması gerekiyor. Vatandaş, her şeyi devletten beklemek yerine biraz kendileri de çalışıp su yollarının akışının tekrar sağlanması gerekir.”

HER TARAFA YOL YAPILMAZ

“Her tarafa yol yapılamayacağını, kontrolsüz yol yapılamayacağını anlamamız lazım. Arazilerimiz dik, yanlış bitkiler dikmişiz, yanlış gübre kullanmışız, kanalizasyonları toprağa ve derelere bağlamışız. Bulaşık sularını bol toprağa bırakmayacağız.”

DOLGU ALANINDA BÜYÜK RİSK!

1960’lı yıllardan itibaren Rize’de dolgu yapıldığını belirten Yazıcı, sahil dolgu alanındaki yapıların yıllar içerisinde deniz suyunun etkisiyle sakatlandığını söyledi. Dolgu alanında yüzde 100 risk bulunduğu uyarısı yapan İnşaat Mühendisleri Odası Rize Şube Başkanı Murat Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eminettin, Çarşı, Müftü Mahalleleri gibi yoğun nüfus barındıran yerleşim yerlerinde zaman içerisinde kendiliğinden çöken binalar görürseniz şaşırmayın. Çünkü, tuzlu su altında dolgu alanı üzerinde yeterli izolasyon yapılmamış, deniz suyu tehdidi ile beraber temelleri tamamen çürümüş durumda. 1970’li yıllarda bunlar 2-3 kat olarak ruhsatlandırılmış iken sonraki yıllarda bunlar aldıkları yeni ruhsatlarla 10-12 katlara çıkmıştır. Yeni yapılan binalar daha özenli yapılıyor ama eski binaların tamamında çökme riski devam ediyor. Bu binaların bodrum katlarında inceleme yaptığımızda betonun el ile ufalandığını, demirinin çürüdüğünü görüyoruz. Acilen bu binaların boşaltılarak kentsel dönüşüm uygulanması gerekmektedir.”

Üzeri kapatılan derelerin de risk oluşturduğunu ifade eden Yazıcı, şöyle devam etti:

“Şehir merkezinde 7 tane dere var. Önceki dönemlerde üzerleri yol olarak kullanılmak üzere kapatılmış, kimi mahallelerin atık su ve kanalizasyonları da üzeri kapatılan bu derelere bağlanmış. Rize Belediyesi, birkaçının üzerini açtı fakat eksik olan şudur; üzeri açılan derelere yüksek kesimlerden taşınan atıklar ve rusubat kontrol altına alınmamış. Dere içinde taşınan malzemenin kontrol altına alınması gerekiyor. Bu tahkimatlar yapılırken, acil müdahale yolları, merdivenlerle dere içerisine bağlantıların da yapılması gerekiyor.”

Başbakan’a Çaykur Soruldu

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, ÇAYKUR’un Varlık Fonuna devriyle birlikte olabilecekler hakkında Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

caykur-varlik-fonu

Önerge şöyle:

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 759 bin dekar çaylık sahada yaklaşık 205 bin üretici çay tarımı ile geçimini sağlamaktadır. Çay, Doğu Karadeniz Bölgesi için iktisadi hayatta olduğu kadar, sosyal hayatta da önemli bir işlev görmektedir. Ülke ekonomisine her yıl yaklaşık 3 milyar dolar katkısı olan çay üretimi, çay üreticileri, fabrikalarda çalışan mevsimlik ve kadrolu işçiler, bölge esnafı da dahil edildiğinde yaklaşık bir milyon insanın geçim kaynağını oluşturmaktadır.

Bölgede çay üretiminin büyük bir kısmı hala ÇAYKUR tarafından gerçekleştirilmektedir. 2015 yılı rakamlarına göre toplam 1 milyon 328 bin ton yaş çayın 681 bin tonu ÇAYKUR, 647 bin tonu da özel sektör tarafından alınmakta, üretilen 256 bin ton kuru çayın 130 bin tonu ÇAYKUR, 126 bin tonu özel sektör tarafından yapılmaktadır.

Çay tarımı Doğu Karadeniz Bölgesi’nde doğrudan ve dolaylı istihdamı arttırması yanında insanların bölgede kalmasını da sağlamaktadır. Bu anlamıyla Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşayanlar için ÇAYKUR, sıradan bir Kamu İktisadi Kuruluşu değil bölgede sosyal devletin önemli bir yürütücüsü işlevi görmektedir. 12.594 işçisiyle ÇAYKUR, Doğu Karadeniz Bölge Ekonomisinin önemli bir lokomotifi, çay tarımının ve üreticilerinin güvencesidir.

2001 Ekonomik Programı ile özelleştirilecek olan kamu iktisadi teşekkülleri arasına alınan ÇAYKUR, 5/2/2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 24/01/2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye Varlık Fonu’na aktarılmıştır. Bugüne kadar çay üreticileri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve uzmanlar, üreticinin güvencesi olan ÇAYKUR’un özelleştirilmesine yönelik itirazlarını dile getirmiştir. Çay tarımının geleceğini yok edecek başta Çay Kanunu olmak üzere birçok özelleştirme adımıyla ilgili olarak çözüm önerileriyle birlikte çekincelerini ortaya koymuşlardır. Şimdi ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devriyle ilgili olarak da endişeleri bulunmaktadır.

6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Türkiye Varlık Fonunun kaynakları ve finansman sağlanması başlıklı 4 üncü maddesinde belirtilenler, fon işletimine geçen ÇAYKUR’un başına gelebilecekler konusunda önemli işaretler vermektedir. Özellikle maddenin “finansman sağlanırken Türkiye Varlık Fonu portföyü üzerinde teminat, rehin, kefalet ve ipotek tesis edilebilir” konulu 3 üncü fıkrası ÇAYKUR gibi önemli bir kuruluşun rehin ve ipotek gösterilerek çeşitli varlıklarının haczedilme ihtimaline işaret etmektedir. Bunun yanında kamu hizmeti niteliği olan ÇAYKUR’un, özel hukuk normlarına tabi bir fon tarafından işletilmesi, kâr öncelikli bir kurum olarak toplumsal fayda ve ortak refaha yönelik geleneksel ve toplumsal işlevlerinin ortadan kalkabileceğine dair önemli bir kaygıdır.

ÇAYKUR’un varlık Fonu’na devredilmesi sadece bizleri değil, çay tarımından geçimini sağlayan insanları da endişelendirmektedir.

Bu bağlamda;

1. ÇAYKUR’un varlıklarının teminat, rehin, kefalet ve ipotek gösterilmesi elden çıkarılması demek değil midir? Kurumların varlıklarının elden çıkarılabilecek olması, bu kurumların özelleştirilmesi demek değil midir?

2. ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devrine ilişkin açıklama yapan iktidar partisi milletvekilleri ÇAYKUR’un daha da ileri gideceğini, devrin olumlu olduğunu iddia etmektedir. Bu açıklamalar Varlık Fonu Kuruluş Kanununda belirtilen maddelerle birlikte okunduğunda halkı kandırmak değil midir? ÇAYKUR’un ileriye gitmesi için Varlık Fonu ne yapacak?

3. Türkiye’nin 300 bin tondan fazla olan kuru çay piyasasına dünya çay devlerinin göz diktiği bilinmektedir. Varlık Fonu kuru çay piyasasını da pazarlayacak mıdır?

4. Çay üreticisinin en büyük endişesi Türk çayının zamanla devre dışı bırakılarak, çay piyasasını yabancı çay firmalarının işgal etmesidir. ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devri bu endişeyi arttırmıştır. Türk çayının ve çaycılığının korunması için aldığınız tedbirler nelerdir?

5. Yıllardır Çay Piyasası Kanunu çıkarılacağı söylenmektedir. Daha önce bu konuda sorduğum soruya karşılık olarak kanun tasarısı/teklifini yakın bir zamanda kamuoyunun bilgisine ve takdirine sunacağınızı belirtmiştiniz. Henüz bir açıklama yapılmadı. Çay Kanunun akıbeti ne olmuştur? ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devrinden sonra Çay Kanunu gündemden çıkarılmış mıdır?

Tuhaf Bir EVET Kampanyası

Mersinli işadamı ve siyasetçi Sinan Koç, Rize’de yapılması planlanan ‘nükleer santral’ için evet diyeceğini açıkladı. Mersinli Koç’un nükleer santral ile ilgili kentin birçok bölgesine yaptırdığı ‘evet’ bildoardları yankı uyandırırken, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve odalardan tepki aldı.

RİZE-nukleer1

TEPKİ AMAÇLI

Koç’un memleketi olan Mersin’in Gülnar ilçesindeki Akkuyu mevkiinde yapılmak istenen nükleer santrale tepki olarak bu ilanları verdiği öğrenildi. Mersin’deki yerel gazetelerde ve bilbordlarda görülen afişe sivil toplum kuruluşları ile odaların tepki gösterdiği öğrenildi.

Rize’de Kentlilik Bilinci ve Kent Estetiği Paneli

Rize Belediyesi’nin öncülüğünde Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü konferans salonunda 18 Şubat 2017 Cumartesi günü 13.30’da ‘Kentlilik Bilinci ve Kent Estetiği’ konulu panel yapılacak. Paneli; RTEÜ, Mimarlar Odası Rize Şubesi, Şehir Plancıları Odası Rize Şubesi ile Ziraat Mühendisleri Odası Rize Şubesi destekliyor.

panel1

Moderatörlüğünü Gazi Üniversitesinden Şehir Plancısı Prof.Dr. Metin Şenbil’in yapacağı panelde; KTÜ’den Y.Peyzaj Mimarı Doç.Dr. Banu Bekçi, Mimar M.Mustafa Mahmutoğlu, Şehir Plancısı İ.Hakkı Sandıkçı ile Sosyolog Rahmi Metin sunum yapacaklar.

Rize’de kent kültürü ve estetik anlamda bilinç geliştirmenin amaçlandığı panel, 18 Şubat 2017 Cumartesi günü Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü konferans salonunda saat 13.30’da başlayacak. Panelistler, sunumların ardından dinleyicilerin sorularını cevaplayacak.

panel2

Belediye Yolları Açıyor

Rize Belediyesi karla mücadele ekiplerinin, 12 adet iş makinesi ve 40 kişilik ekiple çalışmalarına gece gündüz kontrollü bir şekilde devam ettiği, üst mahallelerde vatandaşların sorunlarını gidermeye çalıştığı bildirildi.

belediye-kar

ÜST MAHALLE YOLLARININ YÜZDE DOKSANI AÇIK

Belediye’den yapılan açıklamada, gece başlayan ve etkisini daha çok yüksek kesimlerdeki mahallelerde sürdüren kar yağışına karşı Belediye, Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürlüğü ve teknik ekibi ile birlikte sürekli kar temizleme genişletme çalışmalarına devam ettiği bildirildi.

Hamzabey Mahallesi, Dağsu, Yukarı Kaplıca, Kale Kavaklı, Kambursırt, Paşakuyu, Pehlivantaşı, Dereüstü, Demirkapı, Ekmekçiler, Canpolat, Gölgeli, Çorapçılar ve Arka Mahallede vatandaşlarla ve teknik ekiplerle sürekli istişare içerisinde, karla mücadelenin 12 adet iş makinesi ve 40 kişilik personelle sürdürüldüğü, temizleme ve genişletme çalışmalarının ara yollar dahil, açık tutularak kontrollü bir şekilde devam ettiği belirtildi.

Varlık Fonu Çaykur’un Sonu

Çaykur’un varlık fonuna devredilmesinden rahatsızlık duyan sivil toplum örgütleri, yapılan basın açıklaması ile büyük bir tehlikeye dikkat çekti. “Varlık fonu Çaykur’un sonu” diyen emek örgütlerinin açıklamasında, Doğu Karadeniz’de doğrudan ya da dolaylı olarak 1 milyon’dan fazla insanın olumsuz etkileneceği, Çaykur’un Varlık fonuna devredilmesinin özelleştirmeden daha beter bir uygulama olduğu ifade edildi.

caykur-fon-stk

Açıklama şöyle:

Çay üreticisi ve Çaykur çalışanının tek güvencesi olan Çaykur’un özelleştirilmesinden korkarken; daha da kötüsü oldu, bir gece çıkarılan KHK ile Çaykur, Varlık Fonuna devredildi.

Varlık fonu nedir?

Kamu teşekkülü olarak Çaykur’un böyle bir yapı içinde yer alması demek, tamamen bütçe ve Meclis denetiminin dışında tutulması demektir.

Çaykur’un bütün mal varlıkları sorgusuz sualsiz ipotek edilebilecek ve teminat gösterilebilecektir. Varlık Fonunun hiçbir tasarrufu denetime tabi olmayacak, 5 kişilik yönetimi Çaykur’la ilgili tüm kararları keyfine göre alabilecektir. Çaykur, bütünüyle denetlenemeyecek bir yapının eline verilmiştir.

Çaykur’un başta İstanbul paketleme fabrikasına ait 70 dönümlük arazisi ile farklı şehirlerdeki onlarca arazisi önümüzdeki dönem ipotek olarak gösterilecektir.

210 bin üreticisi olan Çaykur’u bir gecede fona devretmeden evvel üretici ve çalışanlarıyla referandum yapsaydınız ya! Her şeyi halka sormanın faziletine inandığını söyleyenlerin bu konuda üreticinin ve Çaykur çalışanlarının ne düşündüğünü sorması gerekmez miydi?

Çaykur Genel Müdürlüğünün komşu illere gideceği söylentilerine yıllarca karşı durulmuştur. Varlık fonuna devredildikten sonra Genel Müdürlük artık Ankara’dadır.

Ankara’dan yönetilecek Çaykur’un; üreticisinin de çalışanının da güvencesi artık kaybolmaya başlamıştır.
Sorunlarını çözmek için Rize’de bile muhatap bulamayan çay üreticilerinin bundan sonra Ankara’da hangi birimle temas kuracağı belirsizdir.

Biz diyoruz ki,

Varlık Fonu Çaykur’un sonu
Çay Rize’siz, Rize Çaykur’suz olmaz.

1. Tek Gıda İş Sen. Rize Şubesi
2. DİSK Gıda İş Rize Tem.
3. Birleşik Kamu İş Rize Tem.
4. Belediye İş Sen. Rize Tem.
5. Eğitim Sen. Rize Şubesi
6. Tüm Bel Sen Rize Tem.
7. Haber Sen Rize Tem.
8. ESM Trabzon Bölge Başkanlığı
9. ADD Rize Şb.
10. ASD Rize Şb.
11. ÇAYSEN (Çay Üreticileri Sen.)
12. Büro Emekçileri Sen. Rize Tem.

Türk Büro Sen’den Adalet Bakanı Bozdağ’a Toplu Dilekçe

TÜRK BÜRO SEN RİZE ŞUBESİNİN HAK ARAMA MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR…

turk-buro-sen

Tük Büro Sen Rize Şubesi, Adliye çalışanlarının ek zam talebine ilişkin dilekçeler Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a gönderildi. Sendika üyelerinin imzaladığı dilekçeleri Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a gönderen Türk Büro Sen Rize Şube Başkanı İbrahim Hacımustafaoğlu ile yönetim kurulu üyeleri Zafer Tatoğlu, Yunus Öksüz ve Mehmet Karaömeroğlu, sendika üyeleri ile Adliye’de buluştu.

Dilekçeleri Bakan Bozdağ’a gönderen Başkan Hacımustafaoğlu, yaptığı açıklamada, “Hükümetle yetkili ama etkisiz Konfederasyon arasında imzalanan toplu sözleşmeye göre; memurlara ve memur emeklilerine 2017 yılı için %3+4 artış yapılmıştı. TÜİK 2017 yılı ocak ayı enflasyonunu %2.46 olarak açıkladı. TÜİK’in açıkladığı ocak ayı enflasyon rakamı memurun 6 ay boyunca alacağı %3’lük zammı daha ilk ayda eritmiştir” dedi.

Açıklamasında, vergi oranlarında artan oranlı tarife uygulandığını hatırlatan Hacımustafaoğlu, şunları söyledi:

“Elde edilen gelir dilimlere ayrılmakta ve her dilime ayrı vergi oranı uygulanmaktadır. Yani gelir arttıkça vergi dilimi yükselmektedir. Gelir vergisi oranlarını belirleyen kazanç dilimlerinin yıllar içinde neredeyse hiç artmaması nedeniyle çalışanlar, daha yılın ilk aylarında bir üst kazanç dilimine geçmekte ve ödedikleri gelir vergisi oranı %15’ten %20’ye çıkmaktadır. Böyle giderse önümüzdeki yıllarda maaş zamları memurun cebine girmeden vergiye gidecektir. Biz Türk Büro-Sen olarak; Gelir Vergisi dilimlerinin yeniden düzenlenmesini, ya da maaş artışlarının vergi dilimleri dikkate alınarak buna göre yapılmasını memurlara yapılan artışların vergi ile geri alınmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Bunu her platformda dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Bu nedenlerden dolayı tüm kamu çalışanlarının bu mağduriyetlerinin giderilmesi için ek zam talep ediyoruz.”

Varlık Fonu Gerçeği

bekaroglu1-372x250

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, ÇAYKUR’un Varlık Fonuna Devrine ilişkin 6 Şubat 2017 tarihinde yaptığı basın açıklamasına yönelik karalamalara yanıt verdi.

İşte Bekaroğlu’nun açıklaması…

Değerli Hemşerilerim;

ÇAYKUR’un Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesi ile ilgili iktidar milletvekillerinin yapmış olduğu açıklamaların gerçekle bir ilgisi yoktur; iktidar milletvekilleri her konuda olduğu gibi bölgemiz için hayati bir konu olan çay ve ÇAYKUR’la ilgili de gerçekleri saptırmakta, bölge insanını aldatmaktadırlar.

Milletvekili Hikmet Ayar, ÇAYKUR’un Özelleştirme İdaresinden alınıp Türkiye Varlık Fonu’na devredildiğini söyleyerek, hemşerilerimize ÇAYKUR’un özelleştirilmeyeceğini söylemeye çalışmıştır. Bunun gerçeklikle ilgisi yoktur. İlk söylediğimi yineliyorum: ÇAYKUR, Varlık Fonu’na devredilerek esasen özelleştirilmiştir; üstelik ücretsiz/karşılıksız bir şekilde. Çünkü Varlık Fonu, bütünüyle özel hukuk hükümlerine tabi, Sayıştay ve TBMM denetiminin dışında olan bir kuruluştur.

Geçtiğimiz günlerde sahte oy kullanarak TBMM tarihinde görülmemiş bir skandala imza atan Milletvekili Hasan Karal ise “Çaykur’un bir kuruşunun dahi içerde ve dışarıda kimseye asla rehin verilmeyecek.” açıklamasını yapmıştır. Sahteci Karal böyle diyor ama 19.08.2016 tarih ve 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4. Maddesinin 3. Fırkası aynen şunları söylüyor: Finansman sağlanırken Türkiye Varlık Fonu portföyü üzerinde teminat, rehin, kefalet ve ipotek tesis edilebilir”.

Değerli Hemşerilerim; Türkiye Varlık Fonu, Portföyüne verilen ÇAYKUR ve diğer kamu kuruluşlarını karşılık göstererek borç alması için kurulmuştur. Olayın aslı şudur: Dışarıda likidite kısıldı, Türkiye ekonomisi iyi gitmiyor, Türkiye dışarıda borç para bulmakta zorlanıyor. Son zamanlarda dolardaki yükselmenin nedeni de budur. Türkiye borç para bulmak için karşılık (teminat, rehin, kefalet ve ipotek) göstermek durumundadır. Bunun anlamı elbette iflastır. Bugüne kadar 1 trilyon doların üstünde kaynak kullanan Hükümet, artık kaynak bulamıyor, aynen iflas eden tüccar gibi babadan kalma kıymetli mallarını rehin vererek borç almaya çalışıyor. İşte bu kıymetli mallardan biri ÇAYKUR’dur. ÇAYKUR’un varlıkları; arsaları, fabrikaları, gelirleri, stokları, pazar değeri… teminat, rehin, kefalet ve ipotek gösterilerek borç para alınacaktır. Bunun anlamı alacaklıların bir süre sonra ÇAYKUR’un varlıklarına el koymaları ve haraç mezat satmalardır. ÇAYKUR’u almak için kimlerin avuçlarını ovuşturduklarını herkes biliyor.

Değerli Hemşerilerim, Milletvekili Karal, önümüzdeki dönemde Varlık Fonu bünyesinde sağlanacak imkânlarla, yeni atılımlar yapacağını ve ÇAYKUR’un daha ileriye gideceğini söyleyerek hepimizin aklı ile dalga geçiyor. Varlık Fonu’nun herhangi bir imkânı yok; Varlık Fonu, ÇAYKUR gibi, Ziraat Bankası gibi, PTT gibi, BOTAŞ gibi, Halkbank gibi milletimizin varlıklarını alıyor. Varlık Fonu, Özelleştirme idaresinin yeni adıdır. Kamunun kalan varlıkları Varlık Fonu aracılığıyla haraç mezat elden çıkarılacak, özelleştirilecektir.

Mecliste oy pusulası sahteciliğine imza atan Hasan Karal, muhalefet görevimizi yaptığımız için bizi fitnecilikle suçlamış.

Hayır, Değerli Hemşerilerim ben görevimi yapıyorum; Bölgemizin, insanımızın hakkını hukukunu savunuyorum. Esas fitne çıkaran, yalan söyleyen, sahtecilik yapan bu zattır. Bu zat, yalanı, fitneyi ve sahteciliği alışkanlık haline getirmiştir.

Değerli Hemşerilerim, gerçeğin kendisini söylüyorum, herhangi çarpıtma yapmıyorum. Gerçek dışı olan, çarpıtma olan; iktidar partisi milletvekillerinin açıklamasıdır. Ben görevimi yapıyorum, takdir sizlerindir.

ÇAYKUR, bölgede sosyal devletin gerçekleşmesini sağlayan, insanlarımızı bu bölgede tutan önemli bir kamu iktisadi kuruluşudur. Bu konuda endişelerimi dile getirirken, çağrımı da bir kez daha yineliyorum. ÇAYKUR’un yağmalanmasına karşı tüm siyasi partiler, başta Ziraat Odaları olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları karşı çıkmalıdır. Çünkü ÇAYKUR, hepimizin geleceğidir. ÇAYKUR’dan asla vazgeçmeyiz.

Saygılarımla. 8.2.2017
Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu
CHP İstanbul Milletvekili

Namuslu, vicdanlı AKP’lilere sesleniş

oya_baydar

Oya BAYDAR
t24.com.tr

Namuslu, vicdanlı AKP’lilere sesleniş

Sesimi duyacak mısınız, duyup da bu kadın ne diyor diye kulak kabartacak mısınız, bilmiyorum. Yine de, ülkemizin geçmişteki güçlüklerle kıyaslanamayacak kadar büyük tehlike altında olduğu şu kritik günlerde, yurttaş sorumluluğumla sizlere seslenmek istiyorum.

Ben; insanların vicdanlı, iyi yanlarına güvenirim. İktidarın insanı kötüleştirdiğini, vicdan ve sağduyu aşınmasına uğrattığını, -hele de muktedir iktidarı kaybetmekten korkuyorsa- zalimleştirdiğini bilirim. İktidara yakın olmak, iktidar kirlenmesinden korunmak güçtür, hatta kimileri için çoğu zaman imkânsızdır. Siyasal çevre insanı kuşatır; çemberin içinde, iktidar atmosferinde insan gerçeklikten kopar; kendini bir üst iradeye teslim etmenin koruyucu konforuna sığınır. O andan itibaren, yanlışlara “hayır” deme cesaretine sahip olmak, hatta yanlışı görmek güçleşir, çünkü kaybedeceğiniz şeyler vardır. İnsan kendini kolayca kandıran bir mahlûktur; çıkarları ve beka’sı söz konusu olduğunda yanlışın doğru, kötünün iyi olduğuna kendini inandırıverir.

Bu uzun girişe neden gerek duydum diye sorarsanız, AK Parti’de hâlâ namuslu, vicdanlı ve de gidişattan endişeli ama suskun insanlar olduğuna inanıyorum da ondan. Şimdilik Reis’e güvenerek avunmaya çalıştıklarını, Reis kalesinin arkasında mevzilendikleri için bu kale düşmesin diye akıllarını vicdanlarını karartıp gerçekleri görmemeye çabaladıklarını biliyorum.

Referandumda “evet” partinizi bitirecek

Bu ne bir korkutmaca (benden niye korkacaksınız ki zaten!) ne de gerçeği saptırma. Çoğunuzun maddelerini okumadan, üzerinde düşünmeden kabullendiğiniz anayasa değişikliklerinin onaylanması, yani referandumdan evet çıkması halinde tıpkı, ülkemiz gibi partiniz de tek bir kişinin iradesine, aklına, kararına, keyfine, ruh sağlığına emanet/ teslim olacak. Şimdi de öyle zaten diyenleriniz çıkabilir, ama yanılıyorsunuz, siyasî biat’ın ilke olduğu bu kötü durumda bile hâlâ bir seçim mekanizması, milletvekilinin görece bağımsızlığı, hükümetin oluşmasında bir ağırlığı, seçmenleriyle doğrudan ilişkisi ve de -en azından teorik olarak- parti başkanını değiştirebilme olanağı var. Referandumdan sonra ise, -eğer ki anayasa değişiklikleri kabul edilirse- artık partili seçmenin ya da milletvekilinin böyle bir olanağı fiilen yok. Aynı zamanda başkan/reis/padişah olarak yeni ve benzersiz anayasal yetkilere sahip olacak kişi partinin de, milletvekilinin de yerine geçmiş durumda. Meclis, sadece tıkır tıkır maaş alınan göstermelik, işlevsiz bir kurula dönüşecek.

Açık sözlü olalım, karnımızdan konuşmayalım

Bu anayasa değişikliklerine neden ihtiyaç var? Sureti Hak’tan görünmek için herkes lafını yutuyor. Referandumda evet çıkması halinde sadece iki madde: Tayyip Erdoğan’ın partili başkanlığı ve HSYK’yı atama yetkisi hemen yürürlüğe girecek. Diğer maddeler -eğer iktidarın sözüne inanılırsa- 2019’da yapılacak seçimlerin sonrasına kalacak. Demek ki bu yangından mal kaçırma acelesi Tayyip Bey’i açık diktatörlükler hariç hiçbir ülkede ve rejimde kimseye verilmeyen astığı astık kestiği kestik yetkilerle donatmak ve dokunulmaz kılmak için. Daha doğrusu, “Allahın lütfu darbe” sonrasında OHAL’le elde ettiği gayrımeşru yetkileri anayasal meşruiyete kavuşturmak için.

AK Parti’de varlığına hâlâ inandığım namuslu, vicdanlı kişilere sormak istiyorum. Bu parti 2002’de iktidara geldiğinde böyle bir Türkiye mi hayal ve vaad etmişti? Parti programınıza bakın, orada demokrasinin altının kalın çizildiğini, yeni Türkiye tasavvurunun diktatörlük üzerine değil bu kalın çizgi üzerine oturtulduğunu göreceksiniz. AK Parti’nin kuruluş ilkelerini hatırlayın, o ilkeleri savunan kuruculardan kaç kişi kaldı geriye? Neden büyük çoğunluğu parti dışına itildi? Açık açık söylenmese de “hain” oldukları için mi? Yoksa?..

Neden “evet” denmesi gerektiğini bile anlatamıyorlar

Başbakan, referandumda neden “evet” denmesi gerektiğini “PKK, FETÖ, HDP hayır dediği için evet diyeceğiz” açıklığıyla ifade etti ve hayır diyecek olanları terörle özdeşleştirdi. Sadece ayıp değil suç da işledi. Adalet Bakanı aynı türküyü söylerken, Ümraniye’de bir cami imamı da iktidardan aldığı güçle ve aynı kafayla hayırcılara hain demeye yeltenince cemaat ayaklandı. “Kanınızda duş yapacağız” türünden kanlı nefret söylemleriyle tanınan, Reis’in gözdesi mafya babası aşağı kalır mı, “Evet” mitingleri düzenleyerek, hayır’lılara gözdağı vermeye başladı.

Anlaşılan o ki, iktidarın ağır toplarının ülkenin bugününü ve geleceğini belirleyecek bu hayatî referanduma neden gidildiğini açıklayabilecek ikna edici gerekçeleri yok. Evet’i; tehdit, terör umacısı ve terörist ilan edilme korkusu üzerinden devşirmeyi amaçlıyorlar.

Elinizi vicdanınıza koyun

Namuslu, vicdanlı, sağduyulu AKP’liler! Önce kendinize OHAL koşullarında bir anayasa referandumunun adil ve özgür olup olmadığını sorun. Cumhurbaşkanı devlet olanaklarıyla meydanlarda, beş vakit televizyonlarda. Başbakan’dan bakanlara, oradan muhtarlara, imamlara, vb. boy boy evetçiler her yerde. Medya evet propagandasına sonuna kadar açık, isterse olmasın görür gününü. Hayır diyen yekten terörist. Hayır afişi asmak, sokakta hayır demek, hayır mitingi yapmak OHAL devletinin iki dudağı arasında, ki o dudak sadece vatandaşa hayır demek için kıpırdıyor. Meclis’in üçüncü partisi HDP’nin eşbaşkanlarından milletvekillerine, belediye başkanlarından üyelerine binlerce insan tutuklu. Kendilerine her türlü suç yüklenir, her türlü aşağılık iftira atılırken seslerini duyurabilecekleri tek bir merci ve de mecra yok. Basın mensupları, gazeteciler, yazarlar kendilerine ne suç atfediliğini bile bilmeden aylardır hapishanelerdeler. Sermaye kesimlerinden sokaktaki vatandaşa, korku ve sinmişlik hali toplumu sarmış durumda.

Bu koşullarda yapılacak referandumda eliniz, aklınız, vicdanınız evet oyu vermeye nasıl gidecek? Ne yapalım, istikrar için bağrımıza taş basacağız diyorsanız, kurtulun bu istikrar aldatmacasından. Eğer toplumda terör patlamışsa, eğer ülke istikrarsızlaşmışsa AK Parti’nin, partinizin 15 yıldır tek başına iktidarda olduğunu ve Tayyip Erdoğan’ın mutlak iradesine tâbi olduğunuzu hatırlayın.

Yüreğinizi, vicdanınızı daha fazla karartmayın, işlenen ve işlenecek olan suçlara daha fazla bulaşmayın. Kapalı kapılar ardında fısıldadıklarınızı fiiliyata dökün. Hem ülkeyi hem de kendinizi yaklaşan felaketten kurtarmak için cesur ve hayırlı bir karar verin.

KARAL RİZELİLERİN YÜREĞİNE SU SERPTİ!

KARAL

TBMM’deki sahte oy skandalı ile Rizelilerin başını öne eğdiren Ak Parti Milletvekili Hasan Karal, Çaykur’un Varlık Fonuna devrinin özelleştirmeden beter bir satışı olduğunu söyleyenlere tepki gösterdi.

SAHTE OY SKANDALI İLE GÜNDEME GELMİŞTİ, RİZELİLERİN YÜREĞİNE SU SERPTİ!

TBMM’de mükerrer oy kullandığı ortaya çıkan 5 Ak Partili milletvekilinden biri olan Hasan Karal, Çaykur’un varlık fonuna devredilmesiyle birlikte Çaykur’un özelleşeceği, yabancı şirketlerin eline geçeceği gibi iddiaların deli saçması olduğunu belirterek, “Bölgemizin en önemli kuruluşu olan Çaykur’un varlık fonunda devredilmesiyle birlikte Rize’de fitne çıkarmak ve hemşerilerimizin huzurunu kaçırmak isteyenler bir takım açıklamalar yaparak gerçek dışı söylemlerde bulunuyor. Hemşerilerimiz kesinlikle bunlara itibar etmesin. Bu kişiler daha önce olduğu gibi bugünde olayları çarpıtarak fitne çıkarıp acaba buradan ne çıkarabilirimin çabası içindedir. Yapılan açıklamalar ve söylemler tamamen çarptırma ve gerçek dışıdır” dedi. 

rizeninsesi.net’te yayınlanan habere göre Karal, Çaykur’un stratejileri, faaliyetleri, vatandaşa yönelik sunduğu hizmetlerin aynen devam edeceğini söyledi.

Milletvekili Karal, Çaykur’un önümüzdeki dönemde yine hükümet tarafından onaylanacak hedefler doğrultusunda yönetilmeye devam edeceğini belirterek, “Bölgedeki çay üreticileri, çalışanlar ve bölge halkı bakımından bugüne kadar ne hassasiyet gösterdiyse bu aynen devam edecek. Çaykur’un bir kuruşunun dahi içeride ve dışarıda kimseye asla rehin verilmeyecek. Çaykur bugüne kadar olduğu gibi hemşerilerimiz ve bölge için iş, aş üretmeye devam edecektir.” dedi.

TBMM’deki mükerrer oy skandalı ile gündeme gelen Karal, AK Parti hükümeti döneminde Çaykur’un önemli atılımlar gerçekleştirdiğini belirterek, “Önümüzdeki dönemde de varlık fonu bünyesinde sağlanacak imkanlarla bu atılımlar daha da ileriye gidecek ve Çaykur bölge insanımıza hizmet etmeye devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

Rize'nin Bağımsız Haber Sitesi