RİZE’YE BAKAN BİR VEKİL VAR

Rize büyük bir tehditle karşı karşıya… Rize Milletvekillerinden hiçbir ses çıkmazken, Rize’nin İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Rize’yi izlemeye, tüm sorunlarını dile getirip, çözüm yollarını göstermeye devam ediyor. Bekaroğlu, şehir merkezinin büyük ölçüde kurulu olduğu deniz dolgusu üzerindeki yapıların tehlike arz ettiğini belirtip, yerel yöneticilerin ve Rize Milletvekillerinin görmezden geldiği bu çok ciddi durumu TBMM gündemine getirerek, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

rize-dolgu-risk-bekaroglu-ozhaseki

RİZE’NİN VEKİLLERİ ORTALARDA GÖZÜKMÜYOR

Bekaroğlu’nun 26 Ocak’ta önceki Bakan Fatma Güldemet Sarı’ya aynı konuyla ilgili olarak verdiği soru önergesi süresi içinde yanıtlanmamıştı. Yeni Bakan Özhaseki’nin, Rize’de yaşayan binlerce insanın can güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu sorulara ne cevap vereceği ve Rize’de yaşayan insanların can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik yerel yöneticilerin konuyla ilgilenip ilgilenmeyeceği merak ediliyor. Rize Milletvekillerinin ise Ankara’da ne yaptıkları, bu konularla ilgili bir çalışmaları olup olmadığı ayrı bir merak konusu…

RİZE’Yİ İSTANBUL VEKİLİ İZLİYOR

CHP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, denizin doldurulmasıyla oluşturulan alanların kentsel dönüşüm kapsamına alınıp alınmayacağı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

Önergesinde, Rize şehir merkezinin büyük ölçüde 1960’lı yılların ortalarında dönemin Rize Belediye Başkanı Ekrem Orhon tarafından başlatılan deniz dolgusu çalışmalarıyla kazanılan alan üzerinde kurulu olduğunu belirten Bekaroğlu, Deniz dolgusu ile elde edilen ve yaklaşık 350 bin metrekare olan bu alanda yüzlerce konut ve ticari bina/işyeri yanısıra ÇAYKUR Genel Müdürlüğü, Kültür Merkezi, Valilik ve Emniyet Müdürlüğü gibi önemli kamu binaları da yer almaktadır.” dedi.

Bekaroğlu, soru önergesinde şu görüşlere yer verdi:

Dağ ve deniz arasına sıkışmış Rize il merkezi için çok akılcı ve gerçekçi görülen ve döneminde “Denizden kara, karadan para” diye ifade edilen bu durum şu an büyük bir risk oluşturmaktadır. 1960’lı ve 1970’li yıllarda deniz dolgusu üzerinde, deniz kumu kullanılarak dönemin mevzuatı ve teknolojisi ile yapılan bu binaların neredeyse tamamı bugün yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

MÜHENDİSLİK İLKELERİ YOK SAYILDI!

Bu konuda çalışmalar yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Rize Temsilciliği tarafından “Rize’deki deniz dolgu alanlarının denizin büyük taşlarla doldurulması sonucunda oluşturulduğunu, taşların arasına kum veya balçık gibi malzemelerle karışım yapılarak zeminin oturmasının beklendiğini, bu alanlarda önce 3 kat yapı izni verildiği, daha sonra ise bu iznin 10-12 kata kadar çıkartıldığı, söz konusu binaların mühendislik ilke ve hesaplamalarından uzak bir zihniyetle inşa edildiği” rapor edilmiştir. Yayınlandığında büyük ses çıkartan ama nedense sonradan kaybedilen bu rapora göre “Deniz dolgusunda deniz kumu kullanılarak ve basit mühendislik kurallarına bile uyulmadan yapılan bu sağlıksız binaların temellerinde korozyon dolayısıyla büyük ölçüde bozulmalar oluştuğu ve Rize şehir merkezi için büyük bir risk oluşturduğu” ifade edilmiştir.

30-40 BİN İNSANIN HAYATI SÖZ KONUSU

Çok sayıda konut, ticaret merkezi ve kamu binalarının bulunduğu söz konusu alanda gün içindeki hareketlilik de göz önüne alındığında olası bir istenmeyen durumda/felakette 30-40 bin insan yaşamsal bir tehditle karşı karşıya kalabilir.

1997 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin de içerisinde yer aldığı uluslararası çalışma grubunun hazırladığı rapora göre, Rize kenti 3. ve 4. derece deprem kuşağında yer almaktadır. Rize merkezli olası 4-5 şiddetindeki bir depremin bile ciddi hasar ve can kaybına neden olacağı açıktır.

CİDDİYETTEN YOKSUN CEVAPLAR

Dolgu yapılarak yerleşim alanı haline getirilen söz konusu alanlarla ilgili olarak dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı tarafından yanıtlanmak üzere 06/01/2016 tarihli 7/1442 esas numaralı yazılı soru önergesi verdim. 22/02/2016 tarihinde süresi geçtikten sonra yazılı soru önergeme verilen cevapta özetle şunlar söylenmiştir:

“6306 sayılı Kanun kapsamında zemin yapısı ve/veya üzerinde yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan alanların ivedilikle tespit edilmesi için ilgili yönetmelik uyarınca “Riskli alan” tanımına uyan bölgelerin tespit edilerek, bilgi ve belgelerle beraber uygulanacak dönüşüm programını ayrıntılı olarak anlatan fizibilite raporunun Bakanlığa iletilmesinin istendiği,

Bu kapsamda, Çayeli Belediye Başkanlığının 01/12/2015 tarih ve 2129 sayılı yazısı ile Çayeli ilçesi, Yenipazar ve Eskipazar Mahalleleri içerisinde yer alan yaklaşık 7,97 hektarlık alanın “Riskli alan” ilan edilmesi yönünde iletilen talep konusunda inceleme çalışmalarının devam ettiği,

24.06.2011 tarihinde onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli plan içerisinde 6.4.1 planlama topografyasına bağlı olarak gösterilen kentsel yerleşme alanlarının şematik olup, alt ölçekli planlarda bu alanların tamamının yerleşime açılacağı anlamının çıkarılamayacağı,

Kesin sınırların alt ölçekli planlarla belirlendiği, bu konuda da Rize’nin imar planlarına ilişkin işlemlerin kentsel yerleşim alanları sınırları içerisinde ilgili idaresi tarafından yürütülmekte olduğu…”

RİZE’NİN İMAR PLANI YOK

Sayın Bakan; cevap yazısında dikkat çektiğimiz tehlikeye hiç değinmemiş, yazısını “Bunların dışında çalışma konularımız kapsamında yürütülen herhangi bir işlem bulunmamakta olup önergede belirtilen hususlar İçişleri Bakanlığının uhdesinde bulunmaktadır” cümlesi ile bitirerek, tehlikenin farkında olmadığını itiraf etmiş; bizi İçişleri Bakanlığına havale etmiştir. Sayın Bakan’ın cevabından anlaşılan bir gerçek de Rize’nin henüz bir imar planının olmadığıdır.

YENİ BAKAN’A SORULAR

Bu bağlamda;

1. Rize Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün web sayfasında 2013 yılından itibaren 7 mahallede “riskli alan” tespit çalışması yapıldığı bilgisi yer almaktadır. Rize’de bugüne kadar “riskli alan” olarak tespit edilen alanlar nereleridir, bu alanlar arasında yukarıda sözü edilen dolgu alanına kurulmuş şehir merkezi var mı?

2. Rize şehir merkezinin büyük bölümünün kurulu olduğu dolgu alanındaki binalarla ilgili yapılan bir çalışma var mı; bu binaların çoğunun temelinde bozulmalar olduğu iddiası doğru mu?

4. 24.06.2011 tarihinde onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli planın açıklama raporunda belirtilen kentsel yerleşme alanları başlığı altında Çevre Düzeni Planında jeolojik açıdan sakıncalı alanlar gibi yapılaşmaya açılmaması gereken alanların yer aldığı belirtilmekte, kentsel gelişme alanlarında sağlıklı bir altyapı sisteminin oturtulabilmesi için, yerleşilebilirlik analizi çerçevesinde kademeli olarak ilerleyecek bir imar programının hazırlanmasının esas olduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda dolgu alanlarının taşıdığı risk dikkate alınarak söz konusu bölgelerin olası felaketleri önleyecek bir biçimde yeniden yapılandırılması yönünde kentsel dönüşüm çalışması oluşturulması söz konusu mudur?

5. Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli plan kapsamında nüfus kabulleri doğrultusunda doğal, yapay ve yasal eşiklerin dikkate alınarak hazırlanacak olan alt ölçekli planda dolgu yapılarak oluşturulan kentsel yerleşim alanlarının oluşturduğu riskler göz önüne alınacak mıdır?

6. Selefiniz Bakan’ın verdiği bilgilerden anlaşılan o ki; Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki iller için hazırlanan 1/100.000 ölçekli planın açıklama raporunda yeni açılacak yerleşim alanları ile ilgili bir çalışma devam etmektedir. Ne var ki 2011’de başlayan bu çalışmalarda herhangi bir yol alındığına dair bilgi yoktur. Oysa yukarıda sıraladığımız nedenlerden dolayı Rize il merkezindeki dolgu alanı üzerine kurulu olan binalarda ciddi riskler söz konusudur. Rize il merkezinde sözü edilen dolgu alanında riski tespit etmek üzere ivedi bir çalışmayı başlatmayı düşünüyor musunuz?

7. Bu bölgenin afet alanı ilan edilip ivedi bir şekilde bir kentsel dönüşüm programının başlatılmasının hayati önemi ortadadır. Böyle bir çalışmayı başlatmayı düşünüyor musunuz?

8. Eğer Rize merkez dolgu alanında ivedi bir kentsel dönüşüm programı başlatılacaksa; eş zamanlı olarak Rize için yeni rezerv alanlarına ihtiyaç olacaktır. Rize şehrinin sağlıklı yerleşimi için rezerv alanlar tespit etmek amacıyla ivedi bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

100 Milyon Ton Taş Nereden Gelecek?

CHP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Rize-Artvin Havalimanı dolgusu için kullanılacağı ifade edilen 100 milyon ton taşın nereden karşılanacağına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi verdi.

Mehmet Bekaroglu

85 BİNDEN FAZLA TAŞ OCAĞI RUHSATI

Soru önergesinde, 2004 yılında Maden Kanunu’nda değişiklik yapıldığını, buna göre Taşocakları Nizamnamesinin kaldırıldığını ve Taşocaklarının İl Özel İdarelerinde olan ruhsat işlemlerine ilişkin yetkilerin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüne devredildiğini hatırlatan CHP İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu, “Bu değişiklikten sonra madencilik faaliyetleri hızla artmıştır. Şu anda Türkiye’de 85 binden fazla taş ocağı ruhsatı verildiği ifade edilmektedir. Taş ocaklarının gerekli şekilde denetlenmediği, çevreye verilen zararların azaltılması için yeteri kadar tedbir alınmadığı bir gerçektir.” dedi.

HEYELANLARDA TAŞ OCAKLARININ ETKİSİ VAR

Yapılan araştırmalarda, taş ocaklarının yeraltı suları, tarım ve yaşam alanlarına zarar verdiğinin ortaya konulduğunu belirten Bekaroğlu, “Doğu Karadeniz Bölgesinde meydana gelen heyelanlarda da taş ocaklarının önemli bir etkisi olduğu ifade edilmektedir. Sahil yolu dolgu çalışmaları, HES’ler ve maden arama faaliyetleri için açılan taş ocakları nedeniyle Karadeniz coğrafyası adeta değiştirilmiştir. 30-35 metre derinlikte yapılması öngörülen Rize-Artvin Havalimanı için Ordu-Giresun Havalimanı inşaatında kullanılan 36 milyon tonluk taşın yaklaşık 3 katı kadar, 100 milyon tonluk taş kullanılarak dolgu yapılacağı ifade edilmektedir.” dedi.

100 MİLYON TON TAŞ NASIL TEMİN EDİLECEK?

Bekaroğlu, Bakan Özhaseki’ye şu soruları yöneltti:

Bu bağlamda;

1. Doğu Karadeniz’de 2004-2016 yılları arasında kaç tane taş ocağı açılmış/ruhsatlandırılmıştır?

2. Taş ocakları kırma ve eleme tesislerin bulunduğu yerlerde yeraltı suları, tarım ve yaşam alanları, doğaya verdiği zararlar takip edilmekte midir? Ediliyorsa ne kadar aralıklarla incelemeler yapılmakta ve bunun sonucunda ne gibi yaptırımlar uygulanmaktadır?

3. Yerleşim yerlerine mesafesi 10 km ve daha altında ruhsat verilen taş ocağı sayısı nedir? Bu konuda herhangi bir denetim yapılmakta mıdır?

4. Rize-Artvin Havalimanı için gerekli olduğu ifade edilen yaklaşık 100 milyon ton taş nasıl temin edilecektir? Bunun için ek olarak kaç taş ocağı açılıp/ruhsatlandırılacaktır? Bu taş ocakları için ÇED raporu alınacak mıdır? Bu taş ocakları faaliyete geçtiğinde düzenli denetimler yapılacak mıdır?

5. Bu kadar büyük miktarda taş temin edilmesi sırasında çevrede oluşması muhtemel zararların giderilmesi için ne gibi çalışmalar yapılacaktır?

ASGARİ ÜCRET, İNSANCA YAŞAMA ÜCRETİ OLSUN!

recep_memisoglu1

Recep MEMİŞOĞLU
ÖDP Rize İl Başkanı

ASGARİ ÜCRET, İNSANCA YAŞAMA ÜCRETİ OLSUN!

2017 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleyecek ‘Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ 6 Aralık Salı günü ilk toplantısını gerçekleştirdi. 15 kişilik komisyonda 5 işçi tarafı, 5 sermaye tarafı temsil edilmekte, diğer 5 kişiyi de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı belirlemektedir. İşçi tarafını ise yalnızca Türk-İş Konfederasyonu temsil etmekte, diğer konfederasyonlar komisyonda temsil edilmemektedir. Öncelikle komisyonun yapısı, asgari ücretin sermaye-hükümet işbirliği ile belirlenmesine yöneliktir. . Son 16 yılda sadece 2 kez patronların belirlenen ücrete şerh koyması, bu işbirliğini bütün gerçekliğiyle ortaya koymaktadır. Ayrıca asgari ücret yönetmeliğindeki maddeye göre komisyon konuşmaları, belge ve bilgileri gizlilik kapsamına alınmış, emekçilerin en doğal hakkı olan kendi hayatlarıyla ilgili bilgilenme hakkı yok sayılmıştır.

2016 yılında asgari ücret 1300 lira belirlenerek bir refah yanılsaması yaratılmıştı. Asgari ücretin dışında olan ‘Asgari Geçim İndirimi’(AGİ) asgari ücretin içine alınarak 1300 liraya çıkartılmıştı. Gerçekte olan asgari ücret ise AGİ ücreti dışarıda bırakıldığında 1180 liraydı. Geçen seneki bu ‘ayak oyunlarına’ rağmen asgari ücret artışını çok bulan sermaye örgütü TİSK, bu seneki görüşmelere sıfır artış direnciyle başladı. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de ‘istemenin sonu yok’ diyerek tarafını net bir şekilde gösterdi. İşçi tarafını temsilen komisyon çalışmalarına katılan Türk-İş’in önerisi TÜİK’in 2016 yılında bir işçinin geçim maliyeti olarak belirlediği 1600 lira oldu. DİSK ise, basın açıklaması gerçekleştirerek asgari ücretin net 2000 lira olması gerektiğini savunmakta. Türk-İş’in Kasım ayı istatistiklerinde 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 1416 lira, yoksulluk sınırının 4615 lira, bir işçinin geçim maliyetinin 1750 lira olarak tespit edildiği bir ülkede, asgari ücretin yetersizliği apaçık bir şekilde gözler önündedir.

Asgari ücret tespit yönetmeliğinde asgari ücret; işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret olarak tanımlanmıştır. Emekçiler açısından yaşamsal önemi olan asgari ücretin mevcut durumu bu tanımlamanın çok uzağındadır. Bu tanımlama da yapılan yanlışlık ise, asgari ücretin belirlenirken işçinin ailesinin hesaba katılmamasıdır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında asgari ücretin belirlenmesi ile ilgili önerilerimiz şunlardır:

– Asgari ücret tespit komisyonundaki ‘gizlilik’ adı altında kamuoyundan bilgi ve belge saklamaya, tartışmaları gizlemeye son verilsin. Emekçiler, bütün konuşulanlardan, belgelerden bilgi alma hakkına sahiptir. Gerçekler emekçilerden gizlenmesin.

– Asgari ücretin, tespit edilmesindeki yöntem değişsin ve işçinin ailesini dikkate alan tespit yöntemi kabul edilsin. Asgari ücret, işçinin ve ailenin insanca yaşayabileceği bir ücret olsun.

– Asgari ücret, net ücret olarak hesaplansın ve AGİ, asgari ücretin dışında bırakılsın. Ayrıca asgari ücret vergiden muaf tutulsun.

– Tespit komisyonundaki anti-demokratik yapı değiştirilsin ve diğer işçi konfederasyonları da komisyona dahil edilsin.

– Asgari ücret belirlenirken, uluslararası ilkelere, ulusal mevzuata ve TÜİK verilerine uyulsun. Enflasyon hesaplaması, ilk yüzde 20’lik gelir içinde olan ve sepeti ağırlıklı olarak gıdadan oluşan işçilere ve emekçilere uygun olacak şekilde gıda enflasyonu ağırlıklı veri kabul edilerek yapılsın.

– 2016 yılında bir işçinin geçim maliyeti 1750 liradır. 2017 yılında ekonomik krizin derinleşeceği ve ücretlerin dolar karşısında eriyeceği ülkemizin ekonomik tablosunda net bir şekilde görülmektedir. Bu sebeplerden ötürü 2017 yılında geçim maliyeti artacaktır. Bu yüzden; 2017 yılında asgari ücret, DİSK’in önerdiği gibi net 2000 lira olsun.

ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) İŞÇİ-EMEKÇİ HAREKETİ ÇALIŞMA GRUBU

DEMOKRASİYE, ÖZGÜRLÜĞE, KARDEŞLİĞE, BARIŞA VE EŞİTLİĞE YÜRÜYORUZ

ercan_ozay

Ercan ÖZAY
KESK Eğitim-Sen Rize İl Temsilcisi

DEMOKRASİYE, ÖZGÜRLÜĞE, KARDEŞLİĞE, BARIŞA VE EŞİTLİĞE YÜRÜYORUZ

Kuruluşumuzun 21.Yılında Emek Ve Demokrasi Mücadelemizi Kararlılıkla Sürdürüyoruz! BİZ KAZANACAĞIZ!
Demokrasiye, özgürlüğe, kardeşliğe, barışa ve eşitliğe yürüyüşümüz devam ediyor.

Kamu emekçileri mücadele tarihinin yapı taşı, fiili meşru mücadelenin açık adresi KESK 21 yaşında.

Emeğe karşı eşi görülmemiş saldırıların yaşandığı bir dönemde “Hak verilmez mücadeleyle alınır” ilkesini rehber edinen KESK’in kuruluş yıl dönümü tüm emekçilere kutlu olsun.

KESK, insanca bir yaşam mücadelesinin adıdır.

KESK’in tarihi Türkiye’de demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinin tarihi ile bütünleşerek iç içe geçmiştir. Encümen-i Muallim’den TÖS’e TÖB-DER’e, TÜM-DER’e, TÜS-DER’e ulaşan, 12 Eylül karanlığını yırtanların tarihi KESK’in, KESK’lilerin tarihidir.

KESK’in tarihi kul anlayışından örgütlü topluma giden yolu açma ve geleceğe taşıma hedefinin tarihidir.

Bunun için; bugün kalplerimizde 21 yaşındaki bir gencin heyecanı kadar 100 yaşını devirmiş, kökleri toprağın derinliklerine inen ulu bir çınarın bilgeliğini taşıyoruz.

Onlarca yıldır sürdürdüğümüz mücadelemizde zorlu süreçlerden, çetin sınavlardan geçtik. Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görenler olarak her zaman emek ve demokrasi düşmanlarının hedefinde olduk.

Ümidin ve akarsuyun,

Meyve çağında ağacın

Ve serpilip gelişen hayatın düşmanları KESK’e diş bilemeye devam ediyor.

Çünkü KESK, sendikal mücadelenin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olduğunu bilen kamu emekçilerinin mücadele örgütüdür.

Çünkü KESK, bu ülkede hak verilmez alınır şiarını ilke edinenlerin yarattığı fiili ve meşru mücadelenin adıdır.

Çünkü KESK, sendikal harekette kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesinin yüzüdür.

Çünkü KESK, Faşizme karşı demokrasi,

Emperyalizme karşı bağımsızlık

Savaşa karşı barış

Baskılara karşı özgürlük,

Dinci gericiliğe karşı laiklik,

Irkçılığa ve şovenizme karşı emeğin birliği ve halkların kardeşliği için mücadele eden kamu emekçilerinin sesidir.

Bunun için bugün de OHAL-KHK rejimine sırtını dayayanların hedefindeyiz. Açığa almalarla, ihraçlarla, sürgünlerle, baskı ve şiddet politikaları ile emek ve demokrasi mücadelemizi bastıracaklarını sananların hedefindeyiz.

Ama onlar, piyasa değerleri, savaşa tapan ahlakları, derin kuyular gibi uğuldayan ağızlarıyla bir gün çekip gidecekler.

Şiddet ve dehşetleriyle, emeğe, akla, bilime, kültüre, sanata düşman karanlıklarıyla çekip gidecekler.

Emekten, demokrasiden eşitlikten, kardeşlikten yana olanlar kazanacak,

BİZ KAZANACAĞIZ!

Elbette ki bu kendiliğinden olmayacak.

Emeğin, barışın, kardeşliğin dünyasını yakınlaştıracak mücadeleyi yükseltmeden bu karanlık bulutlar kendiliğinden dağılmayacak.

Emeğin hakları mücadelesi sürdürenlerin, demokrasi, barış ve özgürlük isteyenlerin önündeki engellerin hiç olmadığı kadar arttığı bugün bizim için sadece bir kutlama günü değil, mücadeleyi yükseltme günüdür.

Bunun için haklı mücadelemizi baskı altına almaya çalışan, her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamalar karşısında geçmişte olduğu gibi bugün de sessiz kalmayacağız.

“Kara bir suyu yosunlu taşlara basarak geçtiğimiz” bu dönemde bugünden yarına umudu büyütmeye devam edeceğiz.

Geçmişte mücadelemizi engellemeye çalışan, bizi kapı kulu olarak görenler çoktan tarihin çöplüğündeki yerini aldı. KESK ise önüne çıkarılan tüm engellemelerle, baskılarla yaratılan kuşatmaya inat dimdik ayakta. Ayakta olmaya devam edecek.

Yirmi birinci yaşımızı kutlarken; emekleriyle, ödedikleri bedellerle bizlere bu onurlu tarihi bırakan arkadaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Haklılığın ve kararlılığın mücadelesi ile dolu bu onurlu tarihe yeni sayfalar ekleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

Saraylar saltanatlar çöker
Kan susar bir gün
Zulüm biter.
Menekşelerde açılır üstümüzde
Leylaklarda güler.
Bugünlerden geriye,
Bir yarına gidenler kalır
Bir de yarınlar için direnenler…

Bitmedi o kavga sürüyor, sürecek.

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.

YAŞASIN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN KESK!

Muhtarlar Federasyonunda Görev Dağılımı

Rize muhtarlar Federasyonu 26 Kasım 2016 tarihindeki 2. Olağan kongresinden sonra görev taksimi yapmak için İlk Yönetim Kurulu toplantısını bugün yaptı.

muhtarlaryonetim

BAŞKAN YARDIMCILARI ÇAYELİ VE İKİZDERE’DEN

Mustafa Erbaş başkanlığında yapılan yönetim kurulu toplantısındaki görev dağılımında Başkan Yardımcılığına İkizdere Muhtarlar Derneğinden Ballıdere Köyü Muhtarı Remzi Güzel ve Çayeli Muhtarlar Derneği Seslidere Köyü Muhtarı Mehmet Ali Şark seçildiler.

Teşkilat Başkanlığına Ardeşen Mahalle Muhtarları Derneğinden Fatih Mahallesi Muhtarı Murtaza Özyanık, Genel Sekreterliğe Rize Muhtarlar Derneği Portakallık Mahallesi Muhtarı Tuncay Maşalacı, Muhasip Üye olarak Rize Muhtarlar Derneği Atmeydanı Mahallesi Muhtarı Fatih Tatoğlu seçildiler.

YATIRIMLARI TAKİP ETME KARARI ALINDI

Rize Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mustafa Erbaş yaptığı açıklamada, “26 Kasım’da yapılan Federasyon seçimi gündemine dair değerlendirmeler görüşülmüş, muhtarlarımızın talepleri doğrultusunda çalışmaların yapılması ağırlıklı olarak kabul görmüştür. Rize’de yapılan ve yapılacak olan yatırımlarla ilgili izleme, proje ve arge çalışmalarının daha etkin şekilde yapılması kararı vurgulanmıştır. Çay, ulaşım yollarının, Köylerimizin yaşam alanlarının daha etkin hale getirilmesi için, Federasyonumuzun Hükümetimiz ve Vekillerimizle var olan uyumlu çalışmalarının daha güçlü bir şekilde yürütülmesi ve Rize’miz için yapılması gereken yatırımların devamı konusundaki gayretli çalışmalarımızın sürdürülmesi kararına varılmıştır.” dedi. 

KARAVİN İÇİN TAZİYE

Genç yaşında ani ölümüyle Rize’yi yasa boğan Eski Belediye Başkan Yardımcısı Osman Karavin’i ‘Rizemizin yetiştirdiği iyi bir şahsiyet adamı, iyi bir yönetici ve geleceğin yıldızı’ olarak tanımlayan Federasyon Başkanı Mustafa Erbaş, Osman Karavin’in Rize’ye mal olmuş kişiliği dolayısıyla, hemşerilerimize taziyelerimizi ve üzüntümüzü belirterek merhum kardeşimize Ak Parti Rize Teşkilatına, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı ve sabırlar diliyoruz.” dedi.

Rize Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Erbaş, yönetim kurulu kararı gereği, 15 günde bir Yönetim Kurulu toplantılarının sırasıyla ilçelerde yapılacağını, ilçelerin sorunlarının ilçedeki yerel yöneticilerle istişare edilerek hazırlanacak talep ve beklentiler raporunun ilgili birimlere ulaştırılacağını bildirdi.

Rize TEMA’da Devir-Teslim

Kurulduğu 1996 yılından itibaren TEMA Vakfı Rize Temsilciliği’ni gönüllü olarak yürüten Nevzat Özer, düzenlenen törenle İl Temsilciliği görevini ÇAYKUR eski Daire Başkanı ve TEMA Vakfı Çayeli Sorumlusu Ahmet Ali Kork’a devretti. Yeni dönemin temsilci yardımcıları ise iki öğretmen İnci Fakir Cihan ve Mahir Altun oldular.

tema152

Çok sayıda gönüllünün katıldığı TEMAEVİ’ndeki törende emeği geçenlere teşekkür belgelerini, yeni il temsilcisi Ahmet Ali Kork’a ise TEMA bayrağını veren Nevzat Özer, “TEMA’nın üç vazgeçilmezi toprak-yaprak ve bayrağı Rize’de 21 yıldır en iyi şekilde korumaya çalıştıklarını” ifade ederek, “Gözümüz kesinlikle arkada kalmayacaktır” dedi. Törende Rize de gerçekleştirilen faaliyetlerde değerlendirildi.

tema154

NEVZAT ÖZER’İN 21 YILLIK KARNESİ BAŞARILARLA DOLU

Rize üç yıldır gönüllülük birincisi

Gönüllü faaliyetlere katılımın son derece düşük kaldığı ülkemizde nüfusa göre en çok gönüllü üye kazanılan il sıralamasında son üç yılın birincisi Rize TEMA oldu. Her yıl 1500’e yakın yeni üye TEMA’ya katılıyor. 8 ilçede temsilciliği, üniversitede Genç TEMA örgütlenmesine sahip.

Yılda 5 binden fazla çocuk doğa-çevre eğitimi alıyor. Rize, TEMA Vakfı’nın okul öncesinden başlayıp liseye uzanan eğitim programlarının en yaygın uygulandığı üç ilden birisi. Sadece bu yıl 8 bine yakın öğrenci, 261 gönüllü öğretmenle bu programlardan yararlanacak.

130 sınıfın kapısında Yeşil Yaprak asılı. 12 okul bütün öğrencisi ile TEMA Gönüllüsü.

Rize TEMAEVİ’ni yılda 4 binden fazla öğrenci ziyaret ediyor ve bir saati aşan süreyle eğitim alıyor.

tema155

21 yılda 8 önemli proje gerçekleştirildi

Ekoturizmden arıcılığa, katı atık yönetiminden organik tarıma bölgede ciddi etkiler yaratan projeler gerçekleştirildi. Son bir yıldır çay tarımında kullanılan kimyasal gübrelerin toprak ve su kaynaklarında yarattığı sorunlara karşı yürütülen “Her dem toprak için projesi” ciddi etki yaratıyor. Sadece bu projede binlerce çay üreticisine ulaşıldı. Hedef kimyasal gübre kullanımını doğru yöntemler kullanarak çay üretimini düşürmeden en aza indirmek.

Doğa savunuculuğunda önemli örnekler yarattı

1996 yılında Fırtına Vadisinde yapılmak istenen HES Projesinden itibaren onlarca HES Projesine, taş ocakları, Çevre Düzeni Planı, Cerattepe, Yeşil Yol gibi doğal varlıkları tehdit eden çok sayıda projeye karşı kampanyalar geliştirdi, hukuki süreçler içerisinde sayısız başarılar sağladı. Türkiye Su Meclisi, Derelerin Kardeşliği Platformu, Türkiye Çevre Platformu gibi ulusal, bölgesel sivil toplum birlikteliklerinde kurucu ve yürütme kurulu üyesi olarak yer aldı.

Birçok konuda kamu ile ortak çalışmalar içinde yer alındı. Toprak, tarım, çevre, turizm, enerji, kent konseyi, kalkınma ajansı gibi birçok kurul ve kuruluşlarda etkin görev alındı. Bölgenin önemli sorunlarına karşı kamuoyu bilincinin farkındalığının artırılmasına çok çeşitli yollarla katkı sağlandı.

tema101

ÖZER: “Gözüm arkada kalmayacak”

Rize TEMAEVİ’nde düzenlenen törenle görevini Ahmet Ali Kork’a devreden Nevzat Özer, “21 yıldır yürüttüğüm Rize Temsilciliği görevimi Çayeli Temsilcisi arkadaşımız eski Çaykur Enerji Daire Başkanı elektrik mühendisi Ahmet Ali Kork’a bırakarak 30 yılımı geçirdiğim güzel Rize’ye veda ediyorum. Yoğun bir eğitim dönemine girdiğimiz şu günlerde herhangi bir aksaklık yaşanmaması için öncelikle bu görev değişikliğini gerçekleştirdik. Gözüm arkada kalmayacak” dedi.

Karavin için Rize Ağladı

Ani rahatsızlık sonucu tedavi gördüğü KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesinde hayatını kaybeden Ak Parti Rize İl Başkan Yardımcısı Osman Karavin, ikindi vakti Sahil Camiinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

karavin-cenaze

Rize’de her kesim insanın dürüst ve beyefendi kişiliği ile tanıyıp sevdiği Osman Karavin, son yolculuğuna uğurlandı. Sahil Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Kale Mahallesindeki aile kabristanlığında toprağa verilen Osman Karavin, 48 yaşındaydı, evli ve iki çocuk babasıydı.

Siyasetin içerisinde düzgün kalınabileceğinin bir örneği olan Karavin’in vefatı Rize’de büyük üzüntüye neden oldu.

DİSK: Hükümet Verdiği Sözü Tutsun

DİSK Gıda İş Sendikası, Çaykur’da mevsimlik çalışan işçilerin kadroya alınması için imza kampanyası başlattı. Toplanan imzalar Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili bakanlıklara gönderilecek, Hükümetten mevsimlik işçilere verilen ‘Kadro’ sözünü tutması isteniyor.

disk-imza-kampanya

DİSK’e bağlı Gıda İş Sendikası, Çaykur’da 4 ay mevsimlik olarak çalışan 8 bin 700 işçinin kadroya aşınması için Rize’de Tuzcuoğlu Memişağa Parkında imza kampanyası başlattı. Kampanyanın ilk saatlerinde 500’e yakın imza toplandı. Kampanya, her Pazartesi il merkezinde ve diğer günlerde ilçelerde olmak üzere 4 Mayıs 2017’ye kadar devam edecek.

İmza kampanyasını bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuran Gıda İş Sendikası Rize Temsilcisi Ramazan Sarıoğlu, “Çaykur’da çalışmakta olan mevsimlik işçiler olarak kadro talep ediyoruz. Çünkü, günümüz ekonomik şartlarda yaşam mücadelesi vermek artık imkansızdır. Mevsimlik bir işçinin emekli olabilmesi için ortalama 65 yıl çalışması gerekiyor.” dedi.

Sarıoğlu, 2002 sonrası dönemin başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çaykur’daki mevsimlik işçilere kadro sözü verdiğini hatırlatarak, bugün bu sözün tutulmasını beklediklerini ifade etti.

İşte Sarıoğlu’nun açıklaması:

Dokuz8Haber

Fatih-Bizans Düştü Oyunu Rize’de

İsmail Kahraman Kültür Merkezi Turne Sahnesi’nde 2016-2017 sezonunun Aralık ayının ilk oyunu Konya Devlet Tiyatrosu’nun “FATİH (BİZANS DÜŞTÜ)” adlı oyunu olacak.

fatih

A.Turan OFLAZOĞLU’nun eseri olan oyunun yönetmeni Bengisu GÜRBÜZER DOĞRU.

Konstantinapolis bir penceredir; Doğu ve Batı’nın aynı anda göründüğü…
Konstantinapolis bir kapının anahtarıdır; Dünya’ya egemen olmak isteyenler için…
Bizans’ın “Roma’nın Mirasçısı” olarak koruması gerekir Konstantinapolisi, Fatih’in ise babasından aldığı mirasla bütünleşmesi için Konstantinapolisi alması gerekir. Konstantin’in önlem için çıkardığı zorluklar Mehmet’in ancak gücünü artırır. “Ya Bizans Mehmet’i alacaktır, ya da Mehmet Bizans’ı…”
Mehmet’in amacı Doğu Roma’yı yıkmak değil; onu Osmanlı yapısında yeniden diriltmekti.
İç çekişmeler, ihanetler; ahengi bozsa da nihayetinde Akşemsettin’in “Konstantinapolisi alan komutana ne mutlu-ne mutlu onun askerlerine” sözünü nakletmesiyle Konstantinapolis şehri fethedilmiştir.
Bundan sonra Mehmet; “Fatih”, askerleri; “Fatihan”, Konstantinapolis “İstanbul” olarak anılacaktır…

Bağımsız Haber