Birlik, Dayanışma ve Mücadelede 22. Yılımız Kutlu Olsun!

Birlik, Dayanışma ve Mücadelede 22. Yılımız Kutlu Olsun!

23 Ocak 1995’te kurulan, ancak kökleri 1900’lü yılların başına kadar uzanan Eğitim Sen olarak, 22. mücadele yılımızı kutluyoruz. 23 Ocak 1995’te her türlü yasak ve engellemeye rağmen birlik, dayanışma ve mücadele anlayışıyla başlattığımız yürüyüşümüzü onurla, dirençle ve kararlılıkla sürdürüyoruz.

Eğitim Sen’in tarihi, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS), Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER), Eğit-Der, Eğitim-İş, Eğit-Sen, Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES) sürecinden aldığı gelenek üzerinden inşa edilmiştir.

Eğitim Sen, ilk kurulduğu günden itibaren eğitimi ve toplumsal yaşamı kendi siyasal çıkarları ve hedefleri doğrultusunda şekillendirmek isteyenlerin karşısında durmuştur. Fiili-meşru mücadele anlayışıyla tüm okullarda, üniversitelerde, yükseköğretimin diğer alanlarında ve eğitim kurumlarında yaşanan haksızlıklar ve hukuksuzluklara karşı duruşumuzdan hiçbir zaman taviz vermedik, vermeyeceğiz.

Eğitim Sen, ülkemizde yaşanan her türlü haksızlık ve hukuksuzluğa karşı adaletin, karanlığa karşı aydınlığın, yasaklara karşı demokrasinin, cinsiyet ayrımcılığına karşı kadınların, emperyalizme karşı özgürlük ve bağımsızlığın, savaşa ve şiddete karşı her zaman barışın ve barış içinde bir arada yaşamın savunucusu olmayı sürdürmektedir.

Mücadele tarihimiz boyunca iktidarların her türlü baskı, sürgün ve soruşturmalarına, özellikle 15 Temmuz sonrasında gerçekleşen hukuksuz ihraçlar ve açığa almalara, örgütlü mücadelemizi hedef alan her türlü iftira ve yalan propagandaya rağmen “Birlikte Güçlüyüz, Eğitim Sen’de Örgütlüyüz!” şiarıyla, değerlerimizden ve mücadeleci kimliğimizden ödün vermeden geleceğe yürüyoruz!

Eğitim emekçilerinin 100 yılı aşan mücadele geleneğinin Türkiye’deki tek gerçek temsilcisi olarak, 22. mücadele yılımızı kutlarken, geçmişten bugüne savunduğumuz değerlerimizi geleceğe taşıyacağımıza söz veriyoruz.

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN EĞİTİM SEN!

Ercan ÖZAY
Eğitim-Sen Rize Temsilcisi

Ülkücülerden HAYIR’lı Kampanya

Rize’de geçmişte Milliyetçi Hareket Partisinde görev alan Ülkücüler Zeki Mayi’nin başkanlığında toplanarak önümüzdeki günlerde yapılacak olan Anayasa değişikliğine HAYIR deme kararı aldı. Alınan karar, 9 maddelik bildiriyle açıklandı.

ulkuculer-hayir1

Yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek elde toplanmasının üniter devlet yapısını tehlikeye düşüreceği ve federasyon yolunun açılacağı, TBMM’nin yetkilerinin kişi ya da kişilere devredilemeyeceği belirtilen bildiride ülkücülerin Anayasa referandumunda şu 9 nedenden dolayı ‘HAYIR’ oyu kullanacağı açıklandı:

NEDEN HAYIR DİYECEĞİZ

1-Üniter devlet yapımız bozulur ülkemiz federalizme gider.
2-Partili Cumhurbaşkanı bütün milleti kucaklayamaz.
3-Parlementer sistem vazgeçilmezdir meclisin yetkisi kişi yada kişilere devredilemez.
4-Hiç kimseye sürekli dokunulmazlık zırhı verilemez.
5-Yasama yürütme ve yargının tek elde toplanması üniter devlet yapısına aykırıdır.
6-Devlet kaynaklarının kul hakkı göz ardı edecek şekilde kullanılması göz ardı edilemez.
7-Yarın kimlere devletin emanet edileceği endişesi özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
8-Güç zehirlenmesine yol açacak yetkilerle kişiler donatılamaz.
9-Yukarıda itirazlarımız kişilere yönelik şekillenen görüşler değildir,devletin ve rejimin dönüştürülerek değişmesinden kaynaklı milli endişelerimizdir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

ulkuculer-hayir2

Zeki MAYİ-Rize İl Başkanı
Haydar DİŞ-Rize İl Başkanı
Harun Öksüz-Rize Merkez İlçe Başkanı
Hasan ATAÇ-Rize Ocak Başkanı
Kerim ÖZKUL-Rize Ocak Başkanı
Ali Fuat ÖMEROĞLU-Kalkandere İlçe Başkanı
Reşat YETİMOĞLU-Kalkandere İlçe Başkanı
İsmet KÖSEOĞLU-İkizdere İlçe BAŞKANI
Muhammet HACISÜLEYMANOĞLU-Ardeşen İlçe Başkanı
Osman HACISÜLEYMANOĞLU-Ardeşen İlçe Başkanı
Necati DURMUŞ-Ardeşen İlçe Başkanı
Hızır Dİl-Eski Rize Ocak Başkanı
Tolga KARACA-Ardeşen Ocak Başkanı
Selahattin MISIRLI-Eski Ardeşen Ocak Başkanı
Zülkif TARAKÇI-Güneysu İlçe Başkanı
Selahattin ŞAFAK-İyidere İlçe Başkanı
Soyhan KÖSEOĞLU-Fındıklı İlçe Başkanı
Hayati KORK-Çayeli İlçe Başkanı
İbrahim ÖZYER-Güneysu İlçe Başkanı
Nahit AĞIRBAŞ-Pazar İlçe Başkanı
Sedat SİVRİ-Derepazarı İlçe Başkanı
Secahattin HOCAOĞLU-Fındıklı İlçe Başkanı
Turgay KARAGÖZ-İkizdere İlçe Başkanı
İdris TÜRÜT-Rize Merkez İlçe Başkanı
Rıfat ÇIRAK – Çamlıhemşin İlçe Başkanı
Yakup DEMİRCİ-Merkez İlçe Başkanı
İsmail Kerim Benek-Hemşin İlçe Başkanı
Ercan KALIN-Güneysu Ocak Başkanı

ulkuculer-hayir3

Karal Rizelileri Utandırdı

TBMM’nin tatile girmesine ilişkin oylamada mükerrer/sahte oy kullanan 5 AKP’li Milletvekilinden birisinin Rizeli Vekil Hasan Karal olması Rizelileri utandırdı. CHP’nin Rizeli İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Karal’ı Rizelilere şikayet etti.

karal-bekaroglu-oy-sahteciligi

Karal Rizelileri Utandırdı

Mükerrer oy kullandığı ortaya çıkan Karal’ın Rizelileri ve Rizeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı utandırdığını belirten Bekaroğlu, şöyle dedi:

Rize Kamuoyuna;

Değerli Rizeliler, “keşke olmasaydı, yapmasaydı” diyeceğiniz ve utanacağınız bir konuyu sizinle üzülerek paylaşmak istiyorum.

TBMM Genel Kurulu’nda dün (22 Ocak 2017) demokrasi tarihinde ender görülen bir sahtekârlık olayı yaşandı.

AKP Grubu TBMM’yi 15 gün tatil etmek için grup önerisi verdi. CHP, sırada bekleyen önemli yasa tasarısı ve teklifleri bulunduğu, bunları görüşmek ve bir an evvel yasalaştırmak için çalışmamız gerektiği, Meclis’in tatil edilmesinin yanlış olduğunu söyleyerek bu öneriye karşı çıktı.

AKP Grubunun ısrarı üzerine öneri Meclis’te oylandı. Oylama sonucunda; Meclis Başkanvekili toplantı yeter sayısının bulunduğu ve gerekli çoğunluk sağlandığını söyleyerek TBMM’yi kapattı. Sonra yapılan kontrollerde aslında toplantı yeter sayısının olmadığı, AKP’li beş milletvekilinin mükerrer/sahte oyları ile çoğunluğun sağlandığı anlaşıldı.

Değerli Hemşerilerim; hiç kuşku yok ki, bu olan bir skandaldır; milletin temsilcilerinin milli iradeye ihanet etmeleri, böylesine bir sahtekârlığa imza atmaları kabul edilemez. Millet egemenliğinin tecelligâhı olan TBMM, kanun çıkarır; bu kanunlarla insanlar hapse girer, bu kanunlarla milyarlarca lira bir yerden bir başka yere aktarılır. Böylesine bir kurumda sahtekârlık yapmak milli iradeye ihanettir.

Çok üzgünüm; milletvekillerinin böylesine bir skandala imza atmaları beni kahretmiştir. Bu beş milletvekilinden birinin Rize Milletvekili olması bir Rizeli olarak beni ayrıca kahretmiştir. Maalesef; bu beş sahtekâr milletvekilinden biri Rize Milletvekili Hasan Karal’dır.

Hasan Karal; bu davranışı ile bütün Rizelilere başını eğdirmiştir, bizi rezil etmiştir.

Özgeçmişinde; Eğitimci ve İlahiyatçı olduğunu, Kahire El-Ezher Üniversitesi Din Bilimleri Fakültesi’ni bitirdiğini, Uluslararası Beyrut Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldığını, Diyanet teşkilatında memuriyet (Siz biliyorsunuz ki imamlık yaptı ama özgeçmişine bunu yazmıyor) yaptığını yazan Hasan Karal’ın böylesine bir sahtekârlığa imza atmasını Rizelilerin ve tüm dindarların vicdanına havale ediyorum.

Değerli Hemşerilerim; siz bu insanı tanıyorsunuz; Rize’de krallığını ilan eden bu zat tek başına karşınıza çıksa değil rey, selam bile vermezsiniz. Siz, AKP’ye oyunuzu Rizeli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için veriyorsunuz. Bu zat, böylesine bir sahtekârlığa imza atarak Cumhurbaşkanını da mahcup etmiştir. Bu sahtekârı daha iyi tanıyın; sizin oylarınıza, milli iradeye ihanet eden bu zata gerekli cevabı verin.

Saygılarımla…

IMG_20170122_164139

SAHTECİLİK YAŞAM BİÇİMİ OLDU

TBMM, AKP’li 5 milletvekilinin mükerrer oylarıyla 7 Şubat’a kadar tatil edildi. AKP’liler tatil kararını alkışlayarak kutladı.

CHP İstanbul Millietvekili Barış Yarkadaş, AKP’lilerin sahte oy kullandıklarını duyurdu.

IMG_20170122_164139

CHP İzmir millietvekili Mustafa Balbay da “AKP’nin Meclis’i hile ile kapattığını kanıtladık. 5 AKP’li hem sisteme girmiş hem pusula gönderip mükerrer oy kullanmış. Yuh.” dedi.

SAHTECİLİĞİ YAŞAM TARZI OLARAK BENİMSEMEK

TBMM’de daha önce de sahte pusula tartışmaları yaşanmıştı. Ankara dışında bulunan bazı AKP’li vekillerin yerine pusula gönderilmiş, bu kişiler yoklamada ‘var’ sayılmıştı.

KARAL MÜKERRER OY KULLANDI

Bugünkü genel kurul yoklamasında hem sisteme girip hem de pusula gönderen 5 AKP’li vekil mükerrer oy kullandı. Aralarında Rize Milletvekili Hasan Karal’ın da bulunduğu 5 milletvekilinin mükerrer oy kullandığı tespit edilirken, konuyla ilgili açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, “157 kişi sisteme girmiş, 9 kişi pusula göndermiş. 5 kişi hem pusula göndermiş hem de sisteme girmiş. Mükerrer oyları çıkarıldığında 161 ile Meclis karar alamaz” dedi.

“İyiyim” Rize’de Sahnelenecek

Ankara Devlet Tiyatrosu’nun “İYİYİM” adlı oyunu Rize İ.Kahraman Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

iyiyim

Hüseyin Alp TAHMAZ’ın yazdığı oyunun yönetmeni Volkan ÖZGÖMEÇ.

İyiyim, hayatına girmiş erkekler tarafından ablukaya alınmış bir kadının hikayesi. Babası, erkek kardeşi, patronu ve kocası arasında sıkışıp kalmış Ayşe, geçmişte ailecek yaşadıkları acı bir olayın izini de üzerinde taşımaktadır. Tüm bu acıların etkisiyle hayatını sürdüren Ayşe büyük bir hata yaparak, gelecek umudunu da yok eder. Ve onun için “İyiyim” sözcüğü gerçek anlamını yitirmiştir artık.

İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde 24 – 25 Ocak 2017 Salı ve Çarşamba akşamları saat:20:00’de sahnelenecek olan oyunun biletleri İsmail Kahraman Kültür Merkezi Bilet Satış Gişesinden temin edilebilir.

Saadet’i AKP’den Ayıran Üç Konu

Saadet Partisi Ardeşen ilçe kongresinde konuşan İstanbul İl Başkanı Birol Aydın, Hükümetle ayrı olmalarının üç ana nedeni olduğunu söyledi. Aydın, milli görüş gömleğini çıkarmaları, ABD ile dost olmaları ve faizci olmasından dolayı AKP ile aynı düşünemeyeceklerini ifade etti.

bırol aydın

 

AYDIN: AYRILDIĞIMIZ ÜÇ KONU VAR

Kongrede konuşan Saadet Partisi GİK Üyesi ve İstanbul İl Başkanı Birol Aydın, “Hükümetle ayrı olmamızın üç sebebi var. Birincisi bu arkadaşlar bizden ayrılırken Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını belirttiler ve Avrupa Birliği için çalışmaya başladılar. Hâlbu ki Erbakan Hoca, İslam Birliği diyordu. Avrupa’yla bizim inancımız, namusumuz uymaz. İkinci ayrılık konusu, Hükümetin ABD ve İsrail ile müttefik oluşu. ABD PYD’ ye silah veriyor, PYD silahları PKK’ya veriyor, PKK bizi vuruyor. Bizi vurduran ülkeyle nasıl dost olabiliriz, nasıl müttefik olabiliriz? Olamayız, biz farklıyız. Üçüncü konu ise herkesin şikâyet ettiği faiz sistemidir. Faiz sistemiyle kalkınmak mümkün değildir. Faiz sistemi lahana gibidir. Lahana hiçbir güç, kuvvet vermez, sadece şişirir” şeklinde konuştu.

ORTADOĞU’DA OYUNA GELDİK

Aydın, “Türkiye’nin kalkınması için konuşmalıyız. Türkiye kalkınırsa Ardeşen gelişir. Öncelikle Türkiye’nin sıkıntılarını konuşmamız gerekiyor. Türkiye’nin üzerine, coğrafyanın üzerine gelmelerinin sebebini bilmek gerekiyor. İsrail inancından ötürü geliyor ve biz oyuna düşüyoruz. Saddam zalimdi, ders vermek icap eder. Esad zalimdi, Suriyelilere sahip çıkmak icap eder. Kaddafi delinin biriydi. Evet, bunlar doğru ama zalim, dünyanın her yerinde var. Bizim üzerimize neden geliniyor? Çünkü Osmanlı’yı böyle yıktılar. Biz Osmanlı zamanı hepimiz birdik. Birbirimize düşman etmek için bölüp parçaladılar. İnat ettiler Pentagon’da Türkiye haritasını çizdiler. Haritalarında Türkiye’yi üçe böldüler. Türkiye ‘Siz bizim ortağımızsınız. Nasıl böyle bir şey yaparsınız’ dediğinde yalanlar söylediler. Geçtiğimiz günlerde Numan Kurtulmuş ‘Suriye politikamız en başından beri yanlıştı’ şeklinde konuştu. Maalesef biz Ortadoğu’da oynanan oyuna geldik” dedi.

Olağanüstü bir süreçten geçtiğimizi kaydeden Saadet Partisi GİK Üyesi ve İstanbul İl Başkanı Birol Aydın, “Bir: 15 Temmuz gecesi alçakça bir kalkışma ülkenin vatanına milletine, siyasi iradesine, Türk Silahlı Kuvvetlerine, güvenlik güçlerine yöneldi ve bu bertaraf edildi. Bundan dolayı Cenabı Hakk’a hamd ediyoruz. İkincisi; Biz bu kalkışmaya kalkanların hiçbir zaman şu veya bu şekilde yanında olmadık. Doğrudan ya da dolaylı ne yanında ve yardımlarında olduk ne de yataklık ettik.” dedi. Erbakan’ın; “Ordumuz bizim gözbebeğimizdir” sözünü hatırlatarak sözlerine devam eden Aydın, “Belki de en büyük hedef TSK’ dı. Ergenekon ve balyozla zaten büyük ölçüde örselenmişti. Başkasının acısı ve gözyaşı üzerinden bir sevinç çığlığı oluşturmayacaksın. Haddi aşmayacaksın ölçülü olacaksın” diyerek te sorgulamaların adil ve hukuki yapılması gerektiğini hatırlattı. Bu süreç adil olmalıdır” dedi.

ÖCALAN’NI GETİRDİLER DE NE OLDU?

İktidarın F.Gülen’in iade edilmesi isteğine yönelik değerlendirmede de bulunan Aydın, “Bunlar ısrarla Fetullah Gülen’i Türkiye’ye getirmek için uğraşıyorlar. Akıl bir şeyin sonunu düşünmektir. Fetullah Gülen Türkiye’ye getirilirse korkarız daha büyük bela olacak. Abdullah Öcalan’ı getirdiler de ne oldu?” diye sordu.

EKSİLMEZ GÜVENOYU ALDI

Saadet Partisi Ardeşen İlçe kongresi yapıldı. Tek liste ile gidilen kongrede yaklaşık 3 ay önce Genel merkez tarafından başkanlığa atanan Hamza Eksilmez başkanlığa yeniden seçildi.

Kongreye Saadet Partisi GİK üyesi ve İstanbul İl Başkanı Birol Aydın, GİK üyeleri Mustafa Kurdaş, Ali İmran Bozdağ, Hasan Uzun, Ardeşen Belediye Başkanı Hakan Gültekin, Pazar Belediye Başkanı Ahmet Basa, AKP Ardeşen İlçe Başkanı Av. Sadık Bayraktar, CHP Rize İl Başkan Yardımcısı Saltuk Deniz, MHP Ardeşen İlçe Başkanı Serkan Esirgemez, davetliler ve delegeler katıldı.

Yapılan konuşmalardan sonra seçime gidildi. Yapılan seçimde Hamza Eksilmez yeniden başkanlığa seçilirken yönetim kurulu üyeliklerine A.Kemal Çebi, Hızır Eksilmez, Nurdoğan İslamoğlu, Hüseyin Balsüzen, Ahmet Kaya, Şahin Ali Döne, Muzaffer Oflu, İrfan Kuyumcu, Kadir Döne ve Hamza Memoğlu seçildi.

Üzeri Kapatılan Dereler Bakanlığın Takibinde

Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel ve heyelanların önlenmesine yönelik olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığının bazı çalışmalar yaptığı öğrenildi. Bakanlık, “Tehlike haritaları” hazırlıyor.

findikli_sel

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun Karadeniz’de meydana gelen sel ve su baskınlarına ve zararların tazminine ilişkin 20 Eylül 2016 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi ve önergeye Orman ve Su İşleri Bakanlığı cevap verdi. Bekaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım’ın cevaplaması istemiyle yazılı olarak 12 soru yöneltti. Sorulara Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap verdi. Nevar ki, önergedeki 1,2,3,4,5,6 ve 9’uncu soruların kendi bakanlığı ile ilgili olmadığını belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, geri kalan sorulara şöyle yanıt verdi:

“Beydere Köyü içerisinden geçen dereler, DSİ 2016 yılı Yatırım Programında yer alan Rize-Fındıklı Çağlayan ve Beydere köyleri Taşkın kontrolü projesi kapsamında ıslah edilecek olup, ihalesi yapılmıştır. İhale neticelenmiş olup kazanan firmaya, sözleşmeye davet yazısı yazılmıştır. Beydere Köyünün bütünüyle başka bir yere taşınması ile alakalı herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.

Karadeniz Bölgesinde meydana gelen her taşkın sonrasında “Karadeniz Sahil Yolu”nun taşkına sebebiyet verdiği hususunun çeşitli platformlarda gündeme getirilmesi üzerine; DSİ tarafından Doğu Karadeniz Havzasında ıslah çalışması yapılmış veya yapılmamış olmasına bakılmaksızın, Karadeniz Sahil Yolunun kestiği tüm akarsularda akış güvenliğine engel teşkil edecek sanat yapılarının tepitine dair çalışmalara başlanmıştır.

Bu doğrultuda Karadeniz Sahil Yolu üzerinde yer alan köprü ve menfez gibi sanat yapıları incelenerek, Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ile çalışmalar paylaşılmaktadır. Ayrıca, yapılan tahkiklerde, Karadeniz Sahil Yolunun altından geçen köprülerin çoğunlukla hidrolik yönden yeterli olduğu, yol altından geçen bazı menfezlerin ise KGM dışında membaa doğru kapalı kesit şeklinde uzatıldığı tespit edilmiş olup, yukarı havza heyelanlarının sözkonusu kapalı kesitlerde risk yaratmaması adına gerekli çalışmalar yürütülmektedir.

Sözkonusu ıslah projeleri gerekli teknik kriterleri sağlayacak şekilde olup, projelerin uygulanma aşamasında yan derelerde mansap şartları sağlanmaktadır.

Bölgede meydana gelen heyelanların çözümü için ilgili kurumların görüşleri alınmakta ve DSİ tarafından gerçekleştirilen projelerde heyelanlara sebep olunmaması adına gerekli çalışmalar yürütülmektedir. Ayrıca Doğu Karadeniz Havzasında, lokal yukarı havza heyelan malzemelerinin mansaba taşınmasını önlemek maksadıyla, geçirgen bentlerin yapılmasına başlanılmıştır.

DSİ 22. Bölge (Trabzon) Müdürlüğü, sınırları dahilindeki dere yataklarına yapılan müdahaleleri (yapılar, yetersiz kapasitedeki geçiş yapıları, dere üzeri kapatma vb) tespit etmekte ve bu müdahalelerin kaldırılması yönünde ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli bildirimlerde bulunmaktadır.

Ayrıca, taşkın riski taşıyan birçok derede taşkın yayılım alanları belirlenerek, “Tehlike Haritaları” hazırlanmakta ve bu haritalar ilgili kurumlara gönderilmektedir.”

BEKAROĞLU NE SORMUŞTU?

CHP’nin Rizeli İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu, 1 Eylül 2016’da Rize’nin Fındıklı ilçesi ile Artvin’in Arhavi ve Hopa ilçelerini etkileyen sel ve heyelanlara ilişkin, Başbakan Binali Yıldırım’a şu soruları yöneltmişti:

1. Geçtiğimiz günlerde Doğu Karadeniz Bölgesinde yaşanan sel ve heyelan felaketlerinde kurtarma, hasar tespit ve zararların karşılanması çalışmalarında meydana gelen aksaklıkların nedeni nedir; bu akşaklıklara neden olan sorumlularla ilgili herhangi bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?

2. Felaketler dolayısıyla bölgeye acil ihtiyaçlar için ne kadar para gönderilmiştir; gönderilen bu para ihtiyaç sahiplerine adil bir şekilde ulaştırılmış mıdır?

3. Hasar tespit çalışmaları tamamlanmış mıdır; kaç ev oturulamaz, kaç işyeri kullanılamaz durumdadır, ne kadar tarım alanı zarar görmüştür?

4. Bu zararların karşılanması için ne kadar kaynak tahsis edilmiştir?

5. Zarar gören esnaf ve çiftçiler için nasıl bir çalışma mevcuttur, zararlar nasıl karşılanacaktır?

6. Evleri boşaltılan insanların yeniden iskanı için başlatılan bir çalışma mevcut mu?

7. Rize ili Fındıklı ilçesinin Beydere Köyü sürekli olarak sel ve heyelan felaketleri yaşamaktadır. Bu nedenle köyün bir bölümü başka yere nakledilmişti. 1 Eylül 2016 tarihinde meydana gelen sel ve heyelanlarla köy büyük ölçüde zarar görmüştür. Beydere Köyünün bütünüyle başka yere taşınması için bir çalışma mevcut mu?

8. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Beşikdüzü ilçesinde yaptığı açıklamada, “Ana cadde ile birlikte ilçe merkezinin Karadeniz Sahil Yolu kotuna getirilmesi lazım. Bu en az 4-5 metre. Bunun için de ciddi dönüşüm gerekiyor. Belki de yarısının yıkılması gerekiyor. Kotunu kaldıramadığımız sürece buna benzer büyük afetlerle karşı karşıya kalabiliriz. Bununla ilgili çalışmalar başladı ancak bu zun zaman alacak bir proje” demiştir. Bu durum, Doğu Karadeniz Bölgesinin tüm yerleşim birimleri için geçerli olduğuna göre, bölgedeki tüm il ve ilçe merkezleri için böyle bir dönüşüm projesi sözkonusu olacak mı?

9. Böylesine bir dönüşüm projesinin çok maliyetli olacağı açık olduğuna göre, Karadeniz Sahil Yolu yerine daha güneyden viyadük ve tünellerle geçecek yeni bir Karadeniz Otoyolu yapma projesi gündeme gelebilir mi; böyle bir proje çalışması mevcut mu?

10. Uzmanlar, bölgede yapılan dere ıslahı projelerinin yanlış olduğu; yatakların çok daraltıldığı, derelere katılan küçük ırmakların yolunun kesildiği, perde betonların yanlış bir tercih olduğu şeklinde görüşleri mevcuttur. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarını gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz; bölgenin özelliklerine uygun yeni bir dere ıslah yöntemine geçmek sözkonusu mudur?

11. Bölgede oluşan taşkın ve heyelanlarda HES, maden aramaları, orman yolları ve Yeşil Yol projesinin etkileri konusunda bir çalışma mevcut mu? Son sellerde taşkınların yerleşim yerlerine sürüklediği molozların tamamı, bu projelerin çevreye bıraktığı malzemeydi. Aynı şekilde heyelanların büyük kısmı bu projelerin bozduğu alanlarda oluştu. Bu durum gözönüne alınarak bu projelerden vazgeçilmesi sözkonusu mu? Bu projelerden vazgeçilmeyecekse, zararların azaltılması için başka bir proje yapmayı düşünüyor musunuz?

12. Bölgede sık yaşanan taşkınlarda en çok dere içlerinde yapılmış olan binalarda zararlar meydana gelmektedir. O nedenle bölgedeki yeni yapılaşma alanları ile ilgili bir çalışma yapıp ridkli alanların tespiti ve bu riskli alanlardaki konut ve işyerlerinin taşınması sözkonusu mudur?

 

Beytüşşebap’ın Rizeli eski Kaymakamı ‘FETÖ’den gözaltına Alındı

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘FETÖ/PDY’ soruşturması kapsamında Beytüşşebap kaymakamıyken sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla gündeme gelen Elazığ Valiliği Hukuk Müşaviri Kadir Güntepe gözaltına alındı.

kadir-guntepe

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı’nın örgütün ‘mülkiye yapılanması’na yönelik yürüttüğü soruşturmada Güntepe’nin, örgütün gizli haberleşme programı ‘ByLock’u kullandığı tespit edildi.

Hamamözü ilçesinde görev yaparken burada ‘Amasya Kaymakamlar imamı’ olan H.Ö. ile yüz yüze ve telefonda çok kez görüştüğü belirtilen Güntepe gözaltına alındı.

Kayseri’de gözaltına alınan Kadir Güntepe’nin kente getirileceği belirtildi. 1 Aralık 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararname ile Elazığ Valiliği Hukuk Müşavirliği görevine atanan Kadir Güntepe’nin henüz Elazığ’da göreve başlamadığı belirtildi.

Güntepe, Beytüşşebap kaymakamı olduğu zaman, çatışmalardan sorumlu tuttuğu HDP’li siyasetçilere, “Böldürmeyeceğiz ulan” diye seslenip, HDP Şırnak vekili Ferhat Encü’ye de ‘Bana bak vekil bozuntusu’ ifadesini kullanmıştı.

Sık sık HDP’li vekillerle atışan Güntepe, AKP’li siyasetçilerin de gözde bürokratlarındandı.

YANDAŞLAR ELİYLE DOĞANIN YAĞMASI DEVAM EDİYOR

odp

ÖDP’den Rize-Artvin Havalimanına ilişkin çevre soruları…

YANDAŞLAR ELİYLE DOĞANIN YAĞMASI DEVAM EDİYOR

AKP hükümeti 14 yıl boyunca doğa ve kentler üzerine karar alırken çarpık ekonomik büyümeyi, sermaye birikimi sağlamayı ve doğanın yandaş şirketler eliyle yağmalanmasını, hep öncelik olarak görmüştür. Sermaye birikim modeli ağırlıkla rant olan iktidar, inşaat sektörünü ülke ekonomisinin lokomotifi haline getirmiş, aynı zamanda 14 yılda kendi müteahhitlerini yaratarak bu ranttan pay dağıtmıştır. İnsanın ve doğanın sömürüsü üzerine kurulu bu düzen suyu, dağı, taşı, denizi, ormanı birer yağma alanı haline getirdi. Bunun yeni bir örneği ile karşı karşıyayız.

Rize ili, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına dolgu alanı üzerine inşa edilecek olan Rize Havalimanı Projesinin ihalesi Cengiz İnşaat-Aga Enerji İş Ortaklığı’na verildi.

Artvin Cerattepe Maden Projesi başta olmak üzere İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Akkuyu Nükleer Santrali Hidrolik İhalesi, Karabiga Termik Santrali, Yusufeli Barajı, Ilısu Barajı ve HES Projeleri, Hüseyin Avni Paşa Korusu gibi projeleriyle kent yağması ve ekolojik talanın baş mimarı Cengiz İnşaat’ın bu ihaleyi alması bizleri için sürpriz olmamıştır.

Bu vesileyle Rize Havalimanı ile ilgili çekincelerimizi ve yanıt verilmeyen sorularımızı bir kez daha tekrarlıyoruz;

ÇED raporuna göre havalimanının söz konusu alanda inşa edilmesi durumunda yapılan ilk metraj çalışmalarına göre koruyucu mendirek için yaklaşık 25 milyon ton, mendirek içi saha dolgusu için yaklaşık 60 milyon ton ve yaklaşma ışıkları koridoru inşaatı için yaklaşık 3.5 milyon ton olmak üzere toplam 88.5 milyon ton deniz dolgusuna ihtiyaç duyulmaktadır.

Sahil ekosistemi ise dünyanın en hassas ekosistemleridir. Bozulması kolay, kendini yenilemesi zordur. Karadeniz Sahil Yolu ile tahrip edilen ekosistem, 88.5 milyon deniz dolgusu ile kendini yenileyemeyecek kadar tahrip edilecektir.

Ayrıca 88.5 milyon dolgu malzemesi tedarik etmek için bölgede açılacak olan 4 yeni taş ocağı da bölgede geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açacaktır. Karadeniz Bölgesi’ndeki taş ocaklarına ve yarattığı tahribata bakıldığı zaman etkinin boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Taş ocaklarında yapılan patlatmalar, açığa çıkan toz ve gürültü ekosisteme ciddi zararlar vermektedir.

ÇED raporundaki bir eksiklik de emisyon hesaplarının yapılmamış olmasıdır. Şehir içine çok yakın mesafede bulunan havalimanı kaynaklı kurşun, çinko, bakır gibi ağır metal kirliklerinin doğa ve insan üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağı aşikardır, ÇED raporu bunlarla ilgili bir hesaplama ve alınacak önlemler hakkında bilgi içermemektedir.

Yapılması planlanan Rize Havalimanı’na yaklaşık 91 km uzaklıkta Batum Havalimanı, yaklaşık 104 km uzaklıkta Trabzon Havalimanı bulunmakta olup yakın iki havalimanının varlığı mevcutken yeni bir havalimanı ihtiyaç olup olmadığı da soru işaretidir.

Günde 864 uçağın inip kalkabileceği büyüklükte havalimanı inşası, Rize – Artvin illerine uçakla seyahat eden yolcu sayısına oranla çok fazla olup, havalimanı inşasının Yeşil Yol Projesi ile bağlantılı olup olmadığı sorularının sorulmasına neden olmaktadır.

Bu doğrultuda;

1. Yapılması planlanan Rize Havalimanına yaklaşık 91 km. uzaklıkta Batum Havalimanı, 104 km. uzaklıkta Trabzon Havalimanı bulunmakta iken, yeni bir havalimanı gerçekten ihtiyaç mıdır? Bu havalimanının yapılması gerekli midir?

2. ÇED raporuna göre; bu havalimanı, Pazar ve Yeşilköy yerleşim yerleri arasına, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında ve denize uygun dolgu malzemeleriyle doldurularak inşa edilecek. Yine ÇED raporuna göre, yapılan ilk metraj çalışmaları göz önüne alınarak toplam 88,5 milyon ton deniz dolgusuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bozulması kolay, kendini yenilemesi zor, dünyanın en hassas ekosistemi, bu durumda 88,5 milyon ton deniz dolgusu ile kendini yenileyemeyecek kadar tahrip edilmeyecek mi?

3. Şehir merkezine çok yakın bir mesafede bulunan havalimanının yaratacağı kurşun, çinko, bakır gibi ağır metal kirliliklerin doğa ve insan üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler hesaplanmış mıdır? Bu konuda ne tür önlemler alınması düşünülmektedir?

4. 88,5 milyon ton dolgu malzemesi tedarik etmek için bölgede açılacak olan 4 yeni taş ocağı da
geri dönüşü mümkün olmayan tahribata yol açmayacak mıdır? Taş ocaklarında yapılan patlatmalar, açığa çıkan toz ve gürültü ekosisteme ciddi bir biçimde zarar vermeyecek midir?

ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ-RİZE İL BAŞKANLIĞI
DOĞA KENT VE YAŞAM ÇALIŞMA GRUBU

Kim bu Aga Enerji?

cigdem-toker

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Çiğdem Toker, Rize-Artvin Havalimanı ihalesini alan konsorsiyom ortaklarından Aga Enerji’nin bağlantılarını yazdı.

Kim bu Aga Enerji? başlıklı yazı şöyle:

Rize Havalimanı ihalesi Cengiz İnşaat- Aga Enerji ortaklığına verildi. Eylülde iptal edilen ilk ihalenin ardından 11 mali teklifin geldiği yeni ihalede, ikili en düşük teklifi verdiği için seçildi: 1 milyar 78 milyon 434 bin 462 TL.

AA haberine bakarsanız 11 teklif gelmesi Rize’de sevinçle karşılanmış.

Karadeniz Otoyolu projesinin ardından, aynı denizin bu kez 22 metre altına kadar inilerek 88.5 milyon ton doldurulacak olması mutluluk verici tabii.

Bu miktarın daha önce 100 milyon tonun üzerinde olacağı söyleniyordu. (Aradaki eksilme neyden kaynaklandı kimse açıklamadı.)

Keza proje maliyetinde de eylüle 250 milyon lira bir artış var.
İlk ihalede projenin 750 milyon TL’ye mal olacağı açıklanmıştı… Farkın kısmen kur artışından kaynaklandığı varsayılabilir. Lütfedip kimse açıklamıyor.

Zaten malum Mehmet Cengiz, devletten aldığı ihalelerin sayısı ve büyüklüğü, yürüttüğü işlerin mali hacmiyle, fiilen iktidar aktörü konumunda.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çok önemsediği “bu millet”e ettiği küfür, ona yaptırım değil, daha fazla proje olarak geri dönmüştür.

İşin bu kısmını ilginç bile bulmayabilirsiniz artık.

İlginç olabilecek fasıl Cengiz’in yanındaki Aga Enerji adlı şirket.
CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, Bayburt Grup bünyesinde olduğunu belirttiği Aga Enerji’ye “esrarengiz şirket” diyor. Bir internet sitesi bile olmadığı için.

Ereğli-Devrek karayolu dolayısıyla yaptığı açıklamada Aga Enerji’nin Bayburt Grup bünyesindeyken, ad ve adresini değiştirip merkezini İstanbul’a taşıdıktan sonra büyüdüğünü söylüyor. 82 milyon TL’lik Ereğli- Devrek yol hakedişinin neredeyse yarısının 4 ayda ödendiğini belirtiyor.

Aga Enerji, İstanbul’da Bakırköy-Kirazlı, Ataköy-İkitelli metro hatlarını yapıyor.

Anımsarsınız, Bayburt Grup bünyesindeki bir başka şirket olan Şenbay’a Avro üzerinden yapılan Gayrettepe Metro hattı ihalesi dolayısıyla bu köşede değinmiştim. (Davet yöntemli ihale Şenbay’a 999 milyon 769 bin Avro’ya verildi.)

***

Sözün özü, Şenbay da Aga Enerji de aynı grubun bünyesinde.
Rize Havalimanı ihalesindeki ilginç detay, teklif listesinde.
İhalede ikinci en düşük teklif, 1 milyar 101 milyon 502 bin TL ile Şenbay- Limak’tan gelmiş. Dolayısıyla Bayburt Grup patronajının, aynı ihaleye bir Cengiz, bir de Limak ile katıldığı anlaşılıyor.
İki teklif arasında 23 milyon TL fark görünce, insan merak ediyor tabii:

Aynı patronaj aynı havaalanına teklif verirken ne değişiyor?
Bugün 1.1 milyar TL’de sonuçlanan ihale yatırım bedelinin beş ay önce 750 milyon TL olduğunu bir daha hatırlatalım. Hâlâ dünyanın en pahalı benzininin niye biz kullanıyoruz diye merak ediyor musunuz?

Cumhuriyet hesaplaşması

AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk, başkanlık sistemiyle 200 yılın hesabının sorulacağını söylemiş. Külünk, bırakın Cumhuriyet ilanını, hesaplaşmayı padişah yetkilerine sınır getiren ilk belge olan Sened-i İttifak’a kadar götürüyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da “Artık marjinal ve radikal söylemlerle iktidar yolu açılmayacak, kapanacak. Ve herkesi merkeze doğru seçecek. Muhafazakâr kesim belirleyici olacak” diyor.

Her iki ifade de, hukuk çiğneyerek, baskı kurarak, gece yarısı oturumlarında ısrar ederek, tabiri caizse “döve döve” sürdürülen anayasa değişikliğinin geçmesi halinde Türkiye’yi bekleyen kopuşun altını bir kez daha kalın kalın çiziyor.

Her iki ifadeyi de Türkiye’nin OHAL rejimi altında olduğu, 11’i gazetemizden, 147 gazetecinin tutuklu bulunduğu, bir meslektaşımızın (Tunca Öğreten) 21 gündür gözaltında olduğu gerçeğiyle birlikte bir daha okuyun. Referandum -eğer gelinirse- bu tarihsel kırılmanın en çetin aşaması olacak.

Bir kadın milletvekilinin, Meclis’teki anayasa ihlalini belgelediği için iktidar partisi milletvekili tarafından saldırıya uğradığı bir ülkede yapılacak referandumun eşit ve adil geçeceğine inanan var mı acaba?

Dolar üzerinden kiracı devlet

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Elinde dolar ve Avro’su olan terörist” uyarısı üzerine Hazine’yi göreve davet ettim.

Önceki yazımda tarifeleri dolar üzerinden belirlenmiş Hazine-şirket sözleşmeleri “TL’de sabitlensin” dedik. Daveti tekrarlarken düzeltme yapalım. Hazine’nin şirketlere dolar üzerinden kira ödeyeceği şehir hastanelerinde, temel bir veri güncellenmeli. Alıntı yaptığımız Kalkınma Bakanlığı raporu, 17 şehir hastanesi için Hazine’nin 27 milyar dolar kira yükümlülüğü olduğunu belirtiyordu. Geçen yıl yayımlanan rapordaki rakamlar geride kalmış.
Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre Kamu Özel İşbirliği esasına göre, sözleşmesi imzalanan proje sayısı 21’e yükselmiş.Yanı sıra ikisi teklif aşaması, ikisi hazırlık, dördü YPK onay, biri de ön fizibilite olmak üzere 9 proje daha yolda. Toplam 30 şehir hastanesinden oluşan bir portföyden söz ediyoruz.

Devletin 17’si için 27 milyar dolar kira ödeyeceği şehir hastaneleri, sayı 30’a çıktığında, şirketlere toplam yükümlülük de herhalde 50 milyar dolardan aşağı olmayacaktır.

Hazine’nin üstlendiği bu tutarlar, bizim vergilerimizden karşılanacak.

Fakat şehir hastaneleri ile ilgili pek çok bilginin duyurulduğu Sağlık Bakanlığı sayfasında bu küçük (!) detay yer almıyor. “Döviz-terörist” ilişkisi konuşulurken buradan soralım o halde: Devletin, şehir hastanelerinde şirketlere karşı üstlendiği kira bedeli kaç milyar dolar oldu?

7×24 ameliyat doğru mu?

Ankara’da iki şehir hastanesi yapılıyor. Biri Bilkent diğeri Etlik’te. Bilkent Entegre Sağlık Kampusu’nun bu yıl açılması planlanıyor. Etlik’in de 2018’de.

3800 yataklı Bilkent Entegre Sağlık Kampusu inşaatında çalışan işçiler iki ay önce ücretlerini alamadığı için yürüyüş yapmıştı.
Sağlık turizmi anlayışına göre tasarlanan ve yatırımcı kuruluş Dia’nın her santimetrekaresinden 25 yıl boyunca gelir elde edeceği bu hastanede, 148 ameliyathane olacağı belirtiliyor. 7 gün 24 saat de ameliyat garantisi verildiğini duyduk.

Bir kulis bilgisi olarak öğrendiğimiz bu bilgi eğer doğruysa dehşet verici. Sadece hasta adayları için değil, kampus bittiğinde oraya taşınacak hastanelerde çalışan doktorlardan beklenen “performans” açısından da.

Rize'nin Bağımsız Haber Sitesi